Aylan Kürdi’nin Minik Cesedi Sahile Vurdu (01 Eylül 2015)

Fitne, fesat odaklarının Suriye’de meydana getirdikleri tahribat sonucu memleketleri harabeye dönen birçok Suriyeli, yurtlarından göç etmek zorunda kaldı. Kaçak yollardan başka ülkelere giden bu mazlumların birçoğunun sonu elim bir şekilde ölümle neticelendi.

Aylan Kürdi’nin Minik Cesedi Sahile Vurdu (01 Eylül 2015)
Aylan Kürdi’nin Minik Cesedi Sahile Vurdu (01 Eylül 2015)

Bu elim durumu tadanlardan sadece bir grup olan Aylan Kürdi ve ailesinin bindiği kaçak bot Yunanistan adalarına gitmeye çalışırken battı. On iki kişi can verdi. Kazadan sonra, iki yaşında olan Aylan Kürdi’nin minik bedeni kıyıya vurunca haberdar olunabildi. Kazada, Galip (3) ile kardeşi Aylan Kürdi (2), anneleri Zahin Kürdi (27), İnas Macit Hellu (18), 1,5 yaşındaki Zeynep Cafer ile ikizi Abdullah Cafer, 9 aylık Hasal Zekeriye, Zehra Muhsin (23), Emel El Cenabi (42), Haydar Zeinb Ahmet Habi (11) ve kardeşi Ahmet Habi (7) ile 11 yaşındaki Tahara Cumburiy can verdi. Vatanlarını tarumar eden zalimlerin umurunda bile değildi.

Adana’da Devletin Derin ve Kirli Yapıları Hizbullah Cemaatı Mensubunu Hukuksuzca Katletti(5 Eylül 2001)

Polis ve özel harekât timleri, Adana Pozantı’da devletin derin ve kirli yapıları Hizbullah Cemmatı mensuplarına karşı saldırıda bulundu. Bu saldırı esnasında, uzun süre İslami hizmetlerde bulunan Selahattin Ürük, uzun namlulu silahlarla tarandı. Sonuçta Hizbullah Cemaatı önderlerinden olan Selahattin Ürük, kanlar içinde Rabbine rücu etti. Baskın esnasında Hacı Bayancuk, Halil Aslan ve Veysi Özel de hukuksuz bir uygulamayla derdest edildiler.

Gaziantep’te Hizbullah Cemaatı Mensupları Kumpasla Derdest Edildi (5 Eylül 2002)

Hizbullah cemaatine karşı topyekûn başlatılan savaş kapsamında Gaziantep’te yapılan baskında on beş Müslüman derdest edildi. Şeytanın medya ayağı da sanki büyük bir başarı elde ediliyormuşçasına haberlerini dünyaya servis ediyordu. İşin içler acısı tarafı da diğer İslami camiaların bu yalan makinesi medyayı kaynak alarak, Müslüman kardeşlerine karşı, sağlıklı haber almadan onlar hakkında hüküm vermeleriydi.

ABD’de Dünya Ticaret Merkezine Saldırı (11 Eylül 2001)

ABD’nin verdiği bilgilere göre on dokuz kişilik bir eylem grubu tarafından ABD havayollarına ait dört uçak kaçırıldı. Kaçırılan bu uçaklarla İkiz Kuleler ve Pentagon hedef alındı. Saldırı sonrası kuleler dakikalar sonra yanarak yerle bir oldu. Dört bine yakın insan hayatını kaybetti. ABD saldırının El-kaide tarafından gerçekleştirildiğini ilan etti. Bu olay Batı ile İslam dünyası arasında bir dönüm noktası oldu. Olaydan sonra İslam coğrafyası adeta katliam merkezi haline geldi. İslam hedef alındı, yüz binlerce Müslüman şehit edildi. Birçok Müslüman da sorgusuz sualsiz zindanlara atıldı. Ama bütün bu zalimane saldırılara ve katliamlara rağmen ABD ve aveneleri umduklarını İslam coğrafyasında bulamayacaktır. Belki de İslam için yeni baharlar gelecektir. Zira çok şehit kanı döküldü.

12 Eylül Askeri Darbesi (12 Eylül 1980)

Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Eylül 1980 günü askeri müdahale gerçekleştirdi. Bu müdahale ile Süleyman Demirel'in Başbakan'ı olduğu hükümet görevden alınmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümsüz kılınmıştır. Bu dönem yaklaşık dokuz yıl sürmüş, partiler geçersiz kılınmış, parti liderleri önce gözetim altında tutulmuş, ardından yargılanmışlardır.

PKK İle Yapılan Görüşmenin Ses Kayıtları İnternette Yayınlandı (13 Eylül 2011)

Norveç’in Oslo Kentinde uzun bir süre PKK ve MİT gizli görüşüyordu. Bu görüşmelerden Recep Tayyip Erdoğan’a çelme takmak isteyen birileri görüşmeleri deşifre etti. Önce sessiz kalındı. Ardından, Başbakan ve Cumhurbaşkanı görüşmeyi kendilerinin değil devletin yaptığını beyan etti. 18 Eylül’de Abdullah Gül, bu yapılan görüşme ile alakalı olarak, Cumhurbaşkanı Gül, “MİT ile terör örgütü PKK arasında yapıldığı iddia edilen görüşmeye ilişkin, istihbarat teşkilatımızın, Türkiye`nin en önemli meselesi olan böyle bir konuyla uğraşıyor olması, bunun içinde olmasından daha tabii bir şey olamaz. Amaç terörü bitirmektir. Terörü bitirmenin bütün yöntemleri bir strateji çerçevesi içerisinde yürütülür. İstihbarat teşkilatı da bu çerçevede üstüne düşeni yapar” dedi.

PKK’li Diye Altı Köylü Kurşuna Dizildi (15 Eylül 1989)

PKK, sınıra yakın olan bir askeri tabura saldırarak sekiz askeri öldürdü. Saldırıdan sonra asker, Gürümlü Köyüne baskın düzenledi. Askerler 13 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan köylülerden yedisi serbest bırakılırken altı köylüden bir daha da haber alınamadı. Yirmi yıl sonra bir askerin itiraflarından yola çıkılarak köylülerin kurşuna dizildiği ortaya çıktı.

Ergani’de Cami Yangınları (15 Eylül 2011)

Ergani’de Site Camii, Camii Kebir ve Hacılar Camilerini ateşe vermeye çalıştılar. Çıkan yangınlar camilerde maddi hasarlara sebebiyet verdi. Bu yangınlar hafızalardan silinmemişken, aynı ilçedeki, Bagür Camii de yakılmak istendi. Ancak camii cemaati müdahale ederek yangının daha da büyümesini engellediler.

Abdulkadir Özcan’ın Şahadeti (16 EYLÜL 1993)

1974 Diyarbakır doğumlu olan Abdulkadir Özcan, henüz küçük yaşlarda İslami mücadelenin saflarında yer aldı. PKK çetelerinin bütün saldırılarına rağmen cesareti kırılmadı. Henüz on altı on yedi yaşlarındaydı ama İslami çalışmaları birçok kesimin gözüne batmıştı. PKK’li çeteler Abdulkadir’i şehit etmek için çok uğraştılar ama başaramadılar. Sonunda ihale nifak şebekesine kaldı. Pusu kuruldu. Arkadan sıkılan hain kurşunlarla şehit edildi.

Suriye helikopteri düşürüldü (17 Eylül 2013)

Türkiye’nin hava sahasını ihlal eden Suriye helikopteri Türk savaş uçakları tarafından düşürüldü. Hükümet düşürmenin belirlenen şartların ihlali sonucu gerçekleştiğini vurguladı.

Katliamı PKK’ye Ergenekon Yaptırdı: (17-18 Eylül 2010)

PKK eylemsizlik kararı almıştı. Hakkâri’nin Geçitli Köyü yıllarca korucu olmamak için direndiler. Köylülerin içinde olduğu minibüs mayına çarptı ve dokuz kişi can verdi. Olay yerinde JİTEM’e ait olduğu iddia edilen bir çanta bulundu. Valilik çantada iki adet anti tank mayını olduğunu açıkladı. Daha sonra PKK bu olayı üstlendi. Örgütün karakterini iyi bilenlerden biri olan Kemal Burkay Ergenekon’un olayı PKK’ye yaptırdığını iddia etti.

Hacı Muhammed Can’ın Şahadeti (21 Eylül 1992)

1931 doğumlu olan Hacı Muhammed Can temiz fıtratlı ve inancını yaşayan biriydi. Bölgede palazlanan PKK çetesi, kendisinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımıyordu. Bu düşünce ile İslami kesimlerin üstündeki baskısını artırınca, Hacı Muhammed’in gayretine dokundu. Bundan sonra İslami mücadelenin saflarına katıldı. 21 Eylül 1992 yılında mukim olduğu Nusaybin’de önünde kurulan pusuda kurşun yağmuruna tutularak şehit edildi.

İran-Irak Savaşı Başladı (22 Eylül 1980)

1980-1988 İran ve Irak arasındaki savaş. Irak Hava Kuvvetleri'nin Tahran havaalanı da dahil olmak üzere bazı İran havaalanlarını bombalaması ve bunun sonucunda İran'a ait petrol alanlarında ve havaalanı tesislerinde ciddi hasarın ortaya çıkmasından sonra 22 Eylül 1980 tarihinde resmen başlamıştır. Savaş, Irak'ın Ağustos 1988'de Birleşmiş Milletler kararını kabul etmesi ile sona ermiştir. Savaş yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne, 150 milyar Amerikan Doları maddi hasara, her iki ülkede de ağır yıkımlara yol açmıştır. Irak'ın zaferleri ile başlayan savaş, İran'ın direnmesiyle yıpratma savaşına dönüşmüş ve bir galibi olmadan sonlanmıştır.

Derin Devlet İtiraflarda Bulundu (22 Eylül 2010)

Eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, Özel Harp Dairesini anlattı. Yirmibeşoğlu ; “Özel Harp’te bir kural vardır; halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs’ta cami yaktık biz. Cami yakılır mesela” dedi. Aynı şekilde, emekli Korgeneral Altay Tokat Güneydoğu’da görev yaptığı zaman, bölgeye atanan memur ve hâkimlerin ‘işlerini ciddiye alıp hizaya girmeleri” için evlerinin yakınına birkaç bomba attırdığını’ söyledi.

Demokratikleşme Paketi Açıklandı (30 Eylül 2013)

Genelde yıllardır Türkiye’de yaşayan Müslümanların gasp edilmiş hakları, özelde de Türkiye’de yaşayan Kürtlere yapılan bazı haksızlıkların giderilmesini içeren bir dizi yasaklar serbest edildi. Pakette farklı dilde eğitim, seçim barajında değişiklik, asimile edilen eski köy simlerinin iadesi, öğrencilere okutulan öğrenci andının kaldırılması vardı. Bu paketten sonra PKK Kürtlerin temsilcisi olarak masanın bir tarafına oturtuldu. Bundan sonra PKK Kürdistan’da palazlandırıldı. Daha sonra adeta “pardon” denilerek operasyonlar başlatıldı. Bu bir proje miydi, yoksa devletin kendince gördüğü bir yanlışı mıydı? Orasını en iyi bilen Allah’tır. Ama bir gerçek var ki, Kürt halkı, masaya oturan iki taraftan da çok büyük zararlar gördü. Bu süreç ardında harabeye dönüştürülen yerleşim yerlerini bırakarak sonlandı.