Birlikte Çocuklarımıza Sahip Çıkalım

Bismillahirrahmanirrahim “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” (Tahrim: 6)

Birlikte Çocuklarımıza Sahip Çıkalım
Birlikte Çocuklarımıza Sahip Çıkalım

Ayet ve hadislerde biz Müslümanlara birçok uyarı ve tembihler bulunmakta, mühim meseleler çeşitli vesilelerle tekrar tekrar hatırlatılmaktadır. İnşallah bizler de tekraren birbirimize hatırlatmalarda bulunmaya devam edeceğiz.

İlahî sorumluluğun yükünü omuzlarında hisseden kardeşlerimiz kendi aile fertlerine yönelik özel bir gayret sarf etmelidirler. Ailede veli konumunda olan (baba, ağabey, dede…) her kardeşin günlük işlerinin yanı sıra düzenli olarak takip etmesi gereken programları da olmalıdır.

Şehirde olsun, kasabada olsun, köyde olsun her kardeşimizin öncelikle aile içi sohbet ve dersleri olmalıdır. Bununla birlikte çevrede kendi tavsiyelerine kulak veren şahıslarla da haftanın belirli günlerinde bir araya gelerek aile üzerinde uygulanacak program üzerine yoğunlaşmalıdır. Aile reisi, çok zaruri bir işi olmadıkça evde ailesi ile kitap okuma ve ders programı uygulamalıdır. Bunu tam olarak oturtuncaya kadar, bir araya geldikleri zamanlarda birbirleriyle bu ders ve çalışmalarıyla ilgili istişarelerde bulunmalıdırlar. Ta ki, bu çaba bir ihmale ve sekteye uğramasın.

Aile fertlerini muhafaza etmenin en iyi yolu, fertleri hayırlı işler içinde tutmaktır. Yapılan hayırlı işlerin sahibi oldukları, bu vazifede herkesin yükümlü olduğu bilincini kazandırmaktır. Bu bakımdan erkekler hanımlarının hizmet ve hayır amaçlı çalışmalarını kendi çalışmalarıyla eşit değerde tutmalı, çalışmalarında eşlerine her tür kolaylığı sağlamalıdırlar. Hasseten ulaşım noktasında ellerinden geleni yapmalı, bu konuda yardımlarını esirgememelidirler. Madden ve manen en büyük destek ve dayanakları olmayı hedeflemeli, bunu hanımlarına, kız kardeşlerine ve çocuklarına da hissettirmelidirler.

Veliler olarak en büyük eksiklik ve yanlışlarımızdan biri, çocuklarımızla yeterince ilgilenmememizdir. Tüm ilgi ve alakayı, çocuğumuzu dini yönden eğitmeye ve geliştirmeye çalışan abi, abla ve hocalarından beklemektir. Babalar zaman zaman bunun rahatlığı ile evlatları ile ilgilenmeyi bırakmakta, en küçük bir sıkıntıda da hocalarını sorumlu görüp suçlayabilmektedir. Oysa babanın sorumluluğu hepsinden fazladır. Onun için babalar kendilerine mazeret bulup ihmalkâr davranmamalı, suçu kimsenin üzerine atmamalıdırlar. Bir olumsuzluk varsa bunun baş müsebbibi olarak kendisini görmelidirler.

Babalar veya diğer veliler, çocuklarını emanet ettikleri abileri ve hocalarıyla irtibat içinde olmalıdırlar. Evlatlarıyla ilgili müspet veya menfi her şeyden haberdar olmaya gayret sarf etmelidirler. Uygulanacak programlar üzerinde onlarla istişare içinde olmalıdırlar. Çocuk ile ilgili gelişen olumsuzluklar karşısında olgun davranmalı, çözüme yönelik davranışlar sergilemelidirler. Öfke ve aşırı merhamet duyguları ile gerek kendilerini, gerek çocuklarını gerekse çocuğuyla ilgilenen hocaları zor durumda bırakacak davranışlardan sakınmalıdırlar.

Baba camiye giderken çocuğunu da yanına alarak gitmelidir.

Her baba çocuğunun dışarıda zamanını nerede harcadığını, kimlerle kalkıp oturduğunu bilmelidir. Gördüğü kimi kusurları kendi imkânları ile ilgilenip gidermeye çalışmalı ve bu konuda çocuğunun arkadaşlarıyla da alakadar olup, onları da bilgilendirmelidir.

Hanım kardeşlerimizin, eşlerinin evde oldukları süre zarfında telefon, internet ya da televizyon ile çokça meşgul oldukları yönündeki şikâyet ve serzenişlerine şahit oluyoruz. Erkekler olarak hiçbir şey yapmazsak bile ailemizi ve çocuklarımızı İslami terbiye ile yetiştirme, onlara zaman ayırma ve ailemizi ihmal etmeme gayretinde olmalıyız. Erkek kardeşlerimiz her ne kadar gün boyunca gerek dünyevi işler gerekse İslami hizmet işlerinde yorgun düşseler de bir süre dinledikten ve yorgunluklarını giderdikten sonra aile fertleri ile aile içi dersleri yapmalı, onlarla ilgilenmelidir. Çocuklarının cami, dernek ve ders gibi faaliyetlerini yakından takip etmeli, varsa aksaklıkları gidermeye çalışmalıdır.

Bayanların da bu hayır hasenat yarışında sorumlulukları vardır, yükleri ağırdır. Elbette onlar da yoruluyorlar. Beyler eve geldiklerinde eşlerine ve çocuklarına yardımcı olmazlarsa, telefonla oynamakla ya da televizyon izlemekle zamanlarını geçirirlerse, ideal İslami bir aile ve toplum oluşturma çabası sekteye uğrar. Dolayısıyla eşler yani bayan ve erkek kardeşlerimiz, çocuklarının İslam terbiyesi ile yetişmeleri için azami derecede hassasiyet göstermelidirler.

İşten eve gelen aile büyüğü, eline telefonu alır veya TV’nin karşısına geçerse, çocuğu babasından daha fazlasını yapar. Ancak çocuğunun terbiyesi ve sorunları ile ilgilenip buna zaman ayıran aile büyükleri neticeye dönük bir mesafe kat etmiş olurlar. Başta İslami hizmette faal durumda olan kardeşlerimiz olmak üzere, herkes bu konuda duyarlı olmalıdır. Aksi durumda olgun insanların dahi kendilerini korumakta zorlanabildiği bu ortamda, çocuklarımızı muhafaza edemez hale gelebiliriz.

Netice itibariyle; hassasiyet, gayret ve uyanıklık ile ilerlenmesi gereken bu süreçte, evlerde İslami bir ortamın oluşmasına zemin hazırlamak ve zamanın fitnelerinden aileyi muhafaza etmek için helal-haram çizgisine azami dikkat etmek bir babanın en mühim vazifelerindendir. Evde haremlik- selamlığa riayet etmeme, İslam ahlakına aykırı yayın yapan TV kanallarını seyretme, İslami adaba aykırı giyinme, Allah’ın yasakladığı israf ve çocukların İnternet ortamında kontrolsüzce dolaşmaları zamanın fitnelerindendir. Baba veya diğer veliler, bu tür olumsuzlukların önünü almalı, evlerini açık haram ve harama varacak her fiilden temizlemelidirler. Geç kaldığını düşünüp, ümitsizce içine düştüğü yanlışı sürdürme şeytanın vesvesesidir. Zararın neresinden dönülürse kârdır.

Kardeşlerimiz tüm bu cehd ve azmi dua ile desteklemeli, işlerin sonunun hayırla neticelenmesini yüce Mevla’dan istemelidirler. Rabbim dualarımızı kabul edilenlerden eylesin.

Allah’a emanet olunuz.

İnzar - Başyazı