Duada Şekil ve Âdâb

Duada Şekil ve Âdâb

Duada Şekil ve Âdâb

Duanın geniş anlamda Allah’a yöneltilmiş bir çeşit ibadet olduğu dikkate alınırsa, dua eden kişinin, bu konuma uygun bir edep içinde olması gerekir. Kişinin Allah’a samimi bir şekilde ve huşu içinde yalvarıp yakarması esastır.

Dua, yüksek sesle değil, sade bir dil ve duyarlı bir kalple yapılmalıdır. Hele hele bağıra bağıra gösterişe kaçan bir tavırla dua yapmaktan şiddetle sakınmalıdır. Peygamber Efendimiz: “Sizler sağır ve uzaktaki birine değil, her şeyi duyan ve gören Allah’a dua ediyorsunuz” buyurmaktadır. (Buhari, Deavat, 50) Duada genel olarak kıbleye dönülerek eller açı- lır ve semaya kaldırılır. Bu, kulun acziyetini temsil eder.

Duanın bir çeşidi olan zikir ise, bir ayette (Al-i İmran sûresi, 3/191) işaret edildiği gibi, ayakta, oturarak, yan üstü yatarak dahi yapılabilir. Önemli olan, öz ile sözün bütünleşmesi, bedenden çok kalbin yönelmesidir. Bunun için dua ve zikrin en vazgeçilmez unsuru ihlâs, samimiyet ve içtenliktir. Duada önemli olan, herkesin içinden geldiği gibi dua etmesidir. Mutlaka birtakım dua kalıplarının söylenmesi şart değildir. Esas olan, duanın kafiyeli, secili, şiirimsi veya birtakım edebi söz kalıplarıyla olması değil, yürekten gelmesi, meramı ifade etmesidir. Allah tarafından değer verilecek olan, harfler ve sesler değil, gönülden fışkıran içten duygular ve yakarışlardır.

Ayrıca duanın Arapça olması da gerekmez. Herkesin kendi diliyle Cenab-ı Hak’tan ne istediğini bi- lerek dua etmesi daha güzeldir.

Duanın yalnız başına, Yüce Allah ile karşı kar- şıyaymışçasına yapılması elbette çok anlamlıdır. Bu şekilde yapılan dua, gösterişten uzak ve samimi olması sebebiyle elbette makbul olacaktır. Bununla birlikte samimiyet zedelenmediği takdirde, cemaat halinde yapılmasının da ayrı bir üstünlüğü vardır. Çünkü topluca yapılan duanın kabul ihtimali yüksektir.  Kalabalık bir cemaatin bir cenazeye yaptık- ları şehadet nasıl anlamlı ise, içlerinde Allah dostla- rının da bulunduğu bir toplulukla yapılması, duanın topluca kabulüne vesile olabilir. Bu açıdan bakınca, hacda yüz binlerce kişiden oluşan cemaatle birlikte yapılan duaların önemi daha iyi anlaşılabilir. Zira bu hacılar içerisinde kimbilir ne kadar Allah dostu, takva ehli, duaları makbul ihlâslı insanlar vardır. Aynı inanç ve şuuru paylaşan insanların, Allah’a birlikte yapacakları dualar elbette farklı bir mana içerecektir. Benliğin ‘Biz’ şuurunda kaybolduğu, binlerce yüreğin bir olduğu, her birinin kendisi için değil, bütün mü’minler için yakardığı eller ve gö- nüller, tam da Yüce Allah’ın inananlardan bekledi- ği bir tavırdır ve O’nu razı edecektir.