Açe Sumatra’nın Özgürlük Bedeli Tunku Hasan Di Tiro -1
Haber detay

Özgürlük, kendimiz için, halkımız için ve ülkemiz için tam bir sorumluluk yüklenmek demektir.

Özgürlük, artık güçlüklerden, zorluklardan, sıkıntılardan, acılardan ve ölümden korkmamak demektir.

Özgürlük, bizi diğerlerinden ayıran mesafeyi gözler önüne sermektir.

 Nasıl ölüneceğini öğrenmiş bir kimse, artık bir köle ya da sömürge olamaz. Özgür olmak isteyen kimse, her zaman savaşmaya ve ölmeye hazır olmalıdır.” (Özgürlüğün Bedeli: Bitmemiş Savaş Günlükleri kitabının arka kapağından)

Tunku Hasan Di Tiro… Onun ismini ilk 90’lı yılların başında duydum. Gençliğimin İslami bilinçle şekil aldığı yıllar… Tarihe ismini izzet ve örneklikle yazdırmış her öncü Müslüman rol modelimizdi. Günümüzün emperyalizmine karşı onurlu, bilgece ve hikmetle karşı duran her direniş önderi gönlümüzde daha müstesna bir yere oturuyordu. Tunku Hasan Di Tiro da bunlardan biriydi. Onun ‘Özgürlüğün Bedeli: Bitmemiş Savaş Günlükleri’ kitabını bir arkadaşımın evinde görmüştüm. Bu kitap, Açe Sumatra Ulusal Kurtuluş Cephesi ve Açe Sumatra Devlet Başkanı Tunku Hasan di Tiro’nun, 4 Eylül 1976’dan, 29 Mart 1979’a kadarki günlük faaliyetini anlatmaktadır. O günden bu yana zihin dünyamda Tunku Hasan Di Tiro=AÇE olmuştur. Mazlum, mümin AÇE devletinden açılan her konuyla benim için aynı zamanda Hasan Di Tiro’nun mücadeleci kişiliğine bir bahis açılmıştır.

Özgür Açe Hareketi, Açe'nin özgürlüğü ve Açe'de İslam'ın kalıcılığı… Bu ifadelerin hepsi aslında Tunku Hasan Di Tiro’nun kendisidir.

Doğal afetler, zalim katliamlar, misyoner faaliyetler, emperyal hedefler… Bunların hiçbiri Hasan Di Tiro’nun Açe’sinin özgürlüğüne mani olamadı. Özgürlük, adeta Açe halkı için hava, su, ekmek niteliğindedir. Hâlâ katışıksız Müslüman ve hâlâ her türlü şer odaklarına tek başlarına direnmekle başı dik bir halktır Açeliler.

AÇE devleti bilinmeden Tunku Hasan Di Tiro’yu anlatmak eksik kalır. Mekân-insan birlikteliğinin bir kompozisyonu gibi durur AÇE ve Hasan Di Tiro. Bu sebeple AÇE’nin tarihsel süreç açısından bilinmesi ve tanınması gereklidir:

Açe, Endonezya'ya bağlı Sumatra adasında bulunan ve nüfusu şu an 6 milyona yakın olan bir coğrafyadır. Açeliler, tümüyle Müslüman bir halktır.

8. yüzyılda İslam’la tanışan Açe, bir İslam devletidir. 1514’te bir sultanlık olan Açe o dönem sultanlıkla idare edilen ve Şafii mezhebine göre fıkhi muamelede bulunan bir millettir. İbn-i Haldun, Açelilerin döneminin en salih Müslümanları olduğunu yazar. Yine Venedikli Marco Polo günlüklerinde Sumatra'dan geçerken Müslüman bir şehir gördüğünü ifade eder. Kâtip Çelebi Cihannüma’sında Açelilerin savaşçı bir millet olduğunu, top dökmeyi, kılıç ve mızrak imal etmeyi bildiklerini ve bu sanatları Osmanlılardan öğrendiklerini kaydeder.

Açe, ilk olarak Portekizlilerin daha sonra İngiltere ve Hollandalıların saldırılarına maruz kalır. 16'ncı yüzyıla gelindiğinde Açeliler Osmanlı imparatorluğuna elçiler gönderir, halifeye bağlılıklarını teyit eder ve sömürgecilere karşı Osmanlıdan askeri yardım isterler. Sultan II. Selim Açelilerin yardım talebine olumlu karşılık vererek silahlı birkaç kadırgadan oluşan küçük bir deniz gücünü Açe'ye gönderir. Osmanlı'dan gelen bu mütevazı yardımlar ve kendi oluşturdukları askeri güçlerle Açeliler sömürgecilere karşı uzun yıllar direnirler.

Sanayi devrimi sonrası Avrupalı devletler imalat süreçlerinde ortaya çıkan ham madde ihtiyacını karşılayabilmek için dünyanın dört bir yanına yayılırlar. Sömürgeciler istila ettikleri ülkelerin hem değerli madenlerini sömürürler hem de halklarını kültür emperyalizmi ile köleleştirirler. Bu sömürgeci anlayışa karşı olan direniş hareketlerine katliamla karşılık verirler. Öyle ki tarihin karanlık sayfaları sömürgeci emperyalistlerin yaptığı katliamlarla doludur. İngiltere'nin Hindistan'da, Fransa'nın Cezayir'de, İtalya'nın Trablus'ta, Esed ve ağababalarının bugün Suriye’de yaptığı zulümler ve milyonlarca mazlumun katledilmesi hafızalarımızda tazeliğini koruyor.

Sömürgeci güçlere karşı direniş mücadeleleri çoğu zaman başarısız olmuş, silah üstünlüğüne sahip emperyalistlerin karşısında ciddi bir direniş söz konusu olamamıştır. Açelilerin Uzak Doğu Asya'da Hollandalılara karşı verdiği destansı bir mücadele sömürgecilik tarihinde bir ilk gibidir. Açeliler topraklarını işgal etmeye gelen sömürgecileri hezimete uğratıp komutanlarını savaş alanında öldüren ilk yiğitler olarak tarihe geçmişlerdir.

Hollandalılar, 1873’te Açe Sumatra adalarına donanmaları ile gelerek Açelilerden topraklarını kendilerine teslim etmelerini, halifeye olan bağlılıklarına son verip Hollanda kralına biat etmelerini talep ederler. Çünkü Açe, zengin doğalgaz yataklarına sahip ve dünya biber üretiminde birinci sıradadır. 8. yüzyıldan beri Müslüman özgür bir millet olarak yaşayan Açeliler bu talebi reddeder. Hollanda donanmasının başında bulunan General Kohler’in, Açelilere ültimatom şeklinde ilettiği talepler şunlardır:

Açe Sumatranın Doğu Hollanda kolonisi olan Endonezya'nın bir toprağı olarak derhal teslim edilmesi,
Sumatra adasında köle ticareti ve Malakka geçidinde korsanlığa son verilmesi.
 Açe egemenliğindeki Sumatra'nın Hollandalılara verilmesi,
Açe devletinin Osmanlı halifesiyle bağını keserek Hollanda krallığına bağlılığının tasdik edilmesi ve Avrupa, Asya ülkeleri ile olan diplomatik bağlarını kesmesi,
Açelilerin bayrağı yerine Hollandalıların bayrağının çekilmesi,
Donanma komutanı General Kohler taleplerine cevap verilmesi için Açelilere bir saatlerinin olduğunu bildirir. Bunun üzerine Açe Sumatra'nın sultanı, bir Müslümana yakışan onurlu ve izzetli bir tavır sergiler. Sultan Mahmud Şah, Genaral Kohler'e cevabi bir mektubu yazarak ültimatomu şu cümlelerle reddeder.

 “Açe Sumatra devleti ve halkı hiçbir zaman yabancı güçlere ülkelerini teslim etmeyecektir. Hollanda kolonisi olan Endonezya'nın bir parçası olmayacaktır. Açe Sumatra'da iddia edildiği gibi bir köle ticareti söz konusu değildir. Yapılan her korsanlık faaliyeti Açe Sumatra kanunlarına göre cezalandırılacaktır. Halifeye bağlılıktan vazgeçerek Hollanda kralına tabi olmak dinimizi reddetmemiz anlamına geleceğinden böyle bir şey söz konusu olamaz. Bayrağımızı değiştirme talebiniz kabul edilemez. Her bir Açeli dinleri ve bayrakları için kanlarının son damlasına kadar savaşacaklardır.”

Hollanda ordu komutanı General Kohler, bunun üzerine Açe'ye saldırır, günlerce süren savaş sonunda hezimete uğrar ve savaş alanında öldürülür. Bu hezimetten sonra Hollanda, Açe'ye daha kalabalık bir ordu göndererek Açe topraklarını işgal eder. 

Açeliler 1873’te topraklarını istila eden Hollandalılara karşı 70 yıl boyunca süren şanlı bir direnişle karşı koyarlar. 1942'ye kadar tam yetmiş yıl boyunca dünya tarihinde eşine az rastlanan antiemperyalist bir mücadele verirler. 1942-1946 yılları arasında bütün Uzakdoğu takımadaları ile birlikte Açe toprakları da bu kez Japonlar tarafından işgal edilir. Bunun üzerine Müslümanlar, genç âlim Tunku Abdülcelil'in liderliğinde Japonya'ya karşı başkaldırırlar.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Japonlar bölgeden çekilince Hollanda yeniden bölgeye hâkim olur. Hollanda Uzak Doğu Asya'daki sömürge topraklarını Endonezya ismi altında bir devlette toplar ve 1947'de yapılan bir antlaşma ile Endonezya özgürlüğünü ilan eder. Ancak yönetim kadrosu tamamen Hollanda çıkarlarını gözeten kişilerden oluşmaktaydı. Bu sözde özgür Endonezya devleti Hollanda'nın imtiyazlarını bir başka şekilde sürdüren güdümlü bir devletti. Fransızların Kuzey Afrika'daki sömürgelerinden ayrılırken kendi güdümünde yönetimler kurması gibi. ABD’nin bir sürü kukla yönetimle Ortadoğu’ya çöreklenmesi gibi.

Sömürgecilerin eliyle kurulan Endonezya halkının çoğu Müslümandı; ama Endonezya, İslami bir devlet değildi. Oysa Açe'liler İslami bir yönetim altında yönetilmek istiyorlardı. Açeliler birçok tarihçinin söylediği gibi dindar Müslümanlardan oluşan bir ülkedir. Açeliler Endonezya'ya bağlı olmadan geçmişte oluğu gibi bağımsız bir devlet olarak yaşamak istediklerini ifade etmelerine rağmen 1949 yılında yapılan bir yuvarlak masa toplantısında oyuna getirilirler. Bu toplantı sonucu Hollanda, Açe Sumatra adasının Endonezya'nın toprak parçası olduğunu ilan eder ve 27 Aralık 1949 yılında bölgedeki hükümdarlık haklarını Endonezya hükümetine devreder. Açe toprakları, bu tarihten sonra bu kez, Hollanda'nın kukla yönetimi olan Yeni Endonezya idaresine girer.

Yeni Endonezya idaresine bağlı Cavalıların milli ordusu, Açe Müslümanlarını sindirmek için sistemli katliamlarını artırarak devam eder. Javalı Endonezyalılar, Açe'yi işgal edince Açeliler bağımsızlık için yıllarca sürecek bir gerilla savaşına girişirler. Açelilerin 1950'de Javalı Endonezyalıların ülkelerini işgal etmeleri ile başlattıkları gerilla savaşında şüphesiz en önemli isim Hasan Tunku Di Tiro'dur. Açelilerin tek isteği geçmişte olduğu gibi bağımsız bir yurt kurabilmektir. Javalılar, Açelilerin başlattığı bu gerilla hareketini yok etmek için senelerce uğraşır; ancak kayda değer bir başarı gösteremezler.

Hasan Tunku Di Tiro, bu konuyu ‘Özgürlüğün Bedeli: Bitmemiş Savaş Günlükleri’ kitabında Açe’nin Bağımsızlık Bildirisi adlı başlıkta şöyle dile getirir:

"26 Mart 1873'de Açe Sumatra Devletinin egemenliğine karşı savaş ilan eden ve aynı gün Javalı paralı askerlerin yardımıyla topraklarımızı işgal eden Hollandalılar bizi sömürmek için harekete geçen ilk yabancı güçtü. Bu işgalin kötü sonuçları, dünyanın her tarafındaki çağdaş gazetelerin birinci sayfalarında yeterince yayınlandı.

II. Dünya savaşının sonunda Hollandalı sömürgecilerin tamamen Açe'den çekilmesi beklenirken bu böyle olmadı ve Hollandalı sömürgeciler Açe’yi kendi güdümlerindeki Javalı'lara teslim ettiler. Açe'nin Javalılarla tarihsel, siyasal ve kültürel hiçbir bağları yoktur. Hollandalılar sömürgelerini devam ettirmenin bir başka yolunu bularak Javalılar eliyle Açe Sumatra’daki imtiyazlarını sürdürmek istiyorlar. Sömürgecilik ister beyaz Avrupalı Hollandalılar tarafından olsun, isterse kahverengi derili Javalılar tarafından olsun hiçbir şekilde kabul edilemez.

Açe'nin Hollandalılar tarafından Javalı sömürgecilere devredilmesi yüzyılın en korkunç siyasi hilesidir. Hollandalılar Açe üzerindeki egemenliği Javalılara devrederek Endonezya adında yeni bir ulus devlet oluşturmak istiyorlar. Endonezya bir aldatmaca ve Javalı sömürgeciliğinin üstünü örten bir örtüdür. Dünyanın başlangıcından bu yana böyle bir ulus hiçbir zaman var olmadı.  Etnoloji, filoloji, antropoloji, sosyoloji gibi sosyal bilimlerin tanımlamalarında Malay Adalarında böyle bir halk yoktur. Endonezya sadece bir etikettir, Açe tarihi ve kültürü ile hiçbir ilgisi olmayan yabancı bir kavramdır.

Açe Sumatra adaları Hollandalı sömürgecilerden sonra bir kez daha Javalı sömürgecilerin işgaline uğradı. Mülkleri çalındı, malları yağmalandı, liderleri sürüldü, çocukların eğitimi engellendi. Açeliler tiranlığın, yoksulluğun ve ihmalin içine bırakıldı. Açelilerin ortalama insan ömrü 70'den daha yukarıda iken bu rakam 34'ün altına düştü. Açe Sumatranın yıllık geliri on beş milyar dolar iken Javalı sömürgeciler bütün bu geliri kendi amaçları için kullandılar. Açeliler sadece Javalı sömürgecilerin topraklarından çıkmalarını istiyor. Eğer böyle yaparlarsa Javalılarla her hangi bir düşmanlıklarının olmayacağını ifade ediyorlar. Açelilerin kimsenin yabancı topraklarda gözü yoktur, sadece kendi topraklarında başka bir milletin tasallutu altında olmadan yaşamak istiyorlar."

Açeliler mücadeleleri sonunda 1956'da Endonezya içinde otonom bölge statüsü kazanır ve 4 Aralık 1976'da yayınladıkları bir bildiri ile bağımsızlıklarını ilan ederler. Özgür Açe Hareketi'nin (GAM) kurucusu olan Hasan di Tiro, Bağımsız Açe İslam Devleti’nin ilk başkanı olarak kabinesini kurar… (Önümüzdeki sayı devam edecek.)

İbrahim Dağılma - İnzar

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Haber detay

Reklam

Haber detay

Anket