Açe Sumatra’nın Özgürlük Bedeli Tunku Hasan Di Tiro -2
Haber detay

Tunku Hasan di Tiro, Açe ve Endonezya’nın özgürlüğü için mücadele eden bir ailenin evladı olarak 25 Eylül 1925’te[1] Açe’nin Sigli şehrinde doğar. Tunku Hasan Di Tiro, bir lider olarak büyür; ama her zaman elinin emeğiyle çalışmaktan da geri durmaz. O, bankacılık, gemicilik, hayvancılık, petrol-doğalgaz alanlarında çalışır.

 Çocukluk ve gençlik dönemlerinde Daru’l İslam Hareketi’nin lideri Davud Beuereuh’un gözde öğrencilerindendir. Sigli’de Beureueh’in açtığı okulda öğrenimini tamamlar. Daha sonra Cava Adası’ndaki Yogyakarta’da hukuk eğitimi alır. Kazandığı bursla ABD’de eğitime devam eden Tiro, Colombia Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi ve Hukuku Bölümü ile Fordham Üniversitesi’nde Siyaset Felsefesi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde eğitimini tamamlar. 1950'lerin başında New York’ta Endonezya Birleşmiş Milletler elçiliğinde çalışır. O dönemde Açe, oldukça çalkantılı bir dönem içerisindedir ve Endonezya bağımsızlığını yeni kazanmıştır. Bu tarihten sonra Açe de, Endonezya’dan bağımsızlık ister.

Bağımsızlığını ilan eden Endonezya'nın ilk devlet başkanı Sukarno'nun, Açe'ye özgür bir statü verileceğine dair söz vermesine rağmen bu söz hiçbir zaman yerine getirilmez. 1950 yılından sonra Açe ile Endonezya arasında başlayan çatışmanın arka planında tutulmayan bu söz vardır. Sukarno'nun ardından devlet başkanı olan Suharto'nun katı merkeziyetçi politikaları Açelilerin bağımsızlık taleplerine tamamen karşı çıkar. Bunun üzerine halen New York’ta olan Di Tiro, kendisini Daru’l İslam’ın “dışişleri bakanı” ilan eder. Bu olayın ardından Endonezya vatandaşlığından çıkarılır ve birkaç ay boyunca New York, Ellis Adası’nda yasa dışı bir yabancı olarak hapsedilir.

Hasan Tunku Di Tiro, Amerikalı bir kadınla evlenir ve bu evlilikten bir oğlu olur. Di Tiro’nun Amerika'da hayat standartları yüksek, mutlu bir ailesi vardır; ancak o memleketinden bin kilometrelerce öte de olsa yüreğinin bir tarafında ve düşünsel yapısını ören taşları içinde memleketini, ona olan özlemi, onun özgürlük arzusunu besler. Hasan Tunku'nun tüm aklı ülkesindedir. Ülkesinde yaşanan gelişmeleri takip eder. Yurt dışında da olsa ülkesinin bağımsızlığı için mücadeleyi hiç bırakmaz. Bağımsız Açe tarihi ve özgür Açe ile ilgili birçok makale ve kitap yayınlar. Hasan Tunku Di Tiro ailesinin geleneği sürdürmek ve ülkesinin özgürlüğüne bizzat katkıda bulunmak için zengin bir yaşamı, huzurlu bir aileyi ve Amerikalı eşi Dora ve oğlu Karim’i bırakarak 1974 yılında 46'ncı yaş gününde Uzak Doğu Asya'nın yağmur ormanlarındaki gerilla kampına lider olarak geri döner.

Hasan Tunku Di Tiro'nun Açe'ye dönmesini Açe halk coşku ile karşılar. Açeliler yıllarca kendilerine liderlik etmiş ve çok ağır bedeller ödemiş Di Tiro ailesinin son ferdini bağırlarına basarlar ve onun liderliği ile gerilla hareketi daha da ivme kazanır. Hasan Tunku ülkesine döndükten hemen sonra ulusal kurtuluş cephesini kurar ve UKC tüm ülkede kısa sürede örgütlenir. Hasan di Tiro, ilk işi olarak hükümetini kurar. Kendi devletinin doğal başkanı olur ve bakanlar kurulunu ve yönetim kurulunu seçer. Hükümeti kurmakla Özgür Açe Sumatra’nın dağlarında, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için ilk tohumu atmış olur ve 4 Aralık 1976’da “Açe Sumatra Bağımsızlık Bildirisi”ni yayınlayarak ülkesinin bağımsızlığını ilan eder. 3 Aralık 1911’de kaybedilen özgürlük, 4 Aralık’ta heybetli ve dramatik bir şekilde yeniden kazanılır. Di Tiro, Açe’nin kuzeyindeki Tjokkan tepesinde yazdığı bildirisinde, 26 Mart 1873’te Javalıların yardımıyla ülkelerini işgal eden Hollandalılara ve bu istilanın dünya medyasındaki sonuçlarına ve tarihi arka planına değinir. “Endonezya” adı altında oluşturulan medeniyetin köksüzlüğünü anlatmaya çalıştığı bu manifestosunda, Açelilerin, Javalılarla aralarındaki derin farklılıkların da altını çizer. Tunku’nun liderliğini yaptığı bu hareket, ısrarla bağımsızlık istediğini bildirerek, Açe’nin doğal kaynaklarını kullanan petrol rafinelerine saldırı düzenlenmeye başlar. Gam, Endonezya’yı gayrimeşru bir devlet olarak gördüklerini ve Hollandalılar tarafından 1873'de istila edilince kaybettikleri bağımsızlıklarını geri almak istediklerini bildirirler. Javalılar, Açelilere Portekizlilerden ve Hollandalılardan daha zalimce davranıyor ve ormanda gördükleri her Açeliyi öldürüyorlardı. İşkencelerin, insan kaçırmaların ve tecavüzlerin yaşandığı bu yıllarda halkın direnişe bağlılığı çok yüksektir.

Hasan Tunku, UKC üzerinden halkını bilinçlendirmek ister ve bunun için yoğun emek harcar; o, Açe’ye adımını attığı ilk günden ayrıldığı güne kadar yalnızca bir gün bir köylünün evinde kalır. Üç yıla yakın bir süre boyunca ormanları, dağları, elleriyle yaptıkları kampları mesken edinir; çünkü ona göre bir gerilla(mücahid), mücadeleyi akim bırakacak ve rehavete sevk edecek tüm güzel ve kolay şeylerden kaçınmalıydı.

Gerilla kampına geldikten sonra ilk olarak Açe halkının pörsüyen özgürlük fikrini yeniden canlandırmak için gayret gösterir. Özgür Açe beyannamesini yayınlar. İki yıl sonra, Özgür Açe Hareket’ini (GAM) kurar. Gerilla kampında kurduğu mobil matbaa ile sürekli yazılar yazar, bildiriler hazırlar. Basılan bu bildiriler UKC eliyle tüm ülkeye dağıtılır. Bir gerilla lideri olmasına karşın Hasan Tunku Di Tiro şiddeti en son seçenek olarak kullanır. Adamlarına ancak savunma amaçlı olarak ateşle karşılık vermelerini söyler. O, daha çok örgütlediği ve bilinçlendirdiği sivil halk gücü ile Hollanda destekli Javalı sömürgecilerin kendiliğinden ülkelerini terk etmelerini sağlamak istemektedir.

Hasan Tunku Di Tiro, hayatını Açe halkının bağımsızlığı ve özgürlüğüne adamıştır. Hasan Tunku Di Tiro'nun milliyetçi bir ayrılıkçı olduğu yönünde dillendirilen iddiaların hepsi bir iftiradan ibarettir; çünkü bu Javalı sömürgecilerin kendi çıkarları adına söylediği koca bir yalandır. Hasan Tunku Di Tiro, asla her hangi bir ırkın üstünlüğü tezi ile hareket etmemiş; o geçmişte olduğu gibi hiçbir devletin müstemlekesi olmayan özgür Açe devletinin kurulması fikri ile hareket etmiştir. Hasan di Tiro, hareketini ilk gününden son nefesini verinceye kadar referanslarıyla Açe tarihine endeksler ve bundan neşet eden bilinç ve şuur, onun içinde yer aldığı siyasi gelenekle bağını ortaya koyar. Onun liderlikteki davranışı ve gerilla savaşı esnasında kamplardaki günlük planı nasıl bir kişiliğe sahip olduğu hakkında bize sağlam ipuçları vermektedir:

Di Tiro, dağlarda yaşıyordu; böylece halkı, başını her kaldırıp baktığında rehberini, liderini yanında hissetmekteydi. Kamp programları, onun bilgisi dâhilinde dikkatlice ayarlanır. UKC üyeleri her gün sabah saat 05.00’te ezanla kalkıyor, 05.15'te elbiseli, abdestli ve saf tutmuş halde hazır bulunuyor ve liderlerinin imamlığında namaza duruyorlardı. Böylece mücahidlerin dinî, siyasal ve duygusal bağlılığı sağlanarak eylem bütünlüğü korunuyordu. 5 vakit namazın cemaatle kılınmasına özen gösterilen programlamanın her detayı üyelerin kişisel ve sosyal gelişimine yönelik birçok aşamayı da gözetiyordu.

Evlenen gençlerin nikâhları Endonezya hükümeti değil, Açe Sumatra hükümetinin “yaşarken ve ölürken beraber” yazan evlilik sözleşmesine uyarak kamplardaki memurları tarafından kıyılıyordu. Gerilla kampları kısa sürede rayına oturur ve UKC’nin silahlı mücadele öncesi siyasi yapısının oluşmasının köşe taşları olur. Öyle ki yeni bir kamp kurulduğu zaman herkes görev yerini alır, ülke içiyle haberleşme kurulur, daktilolar çalışır, kalıp makineleri hazırlanır, halk gelir ve giderdi. Dağlarda, di Tiro’nun kitapları, afişler, propaganda malzemeleri basılır ve sonra da dağıtılırdı. Açe halkı, UKC’yi yalnız bırakmaz; Endonezya hükümetinin ormanda görülen her Açelinin öldürülmesi kararına rağmen kamplara giden yiyecek akışı, malzeme desteği engellenemez. Örneğin, Abdurrazzak Makam adlı UKC üyesi bir genç, pirinç taşırken işgalci askerler tarafından kuşatılır ve kendisine teslim olması söylenir. O esnada silahsız olan Abdurrazzak, izzetlice şöyle der: 

“Biz özgür Açelilere, Tunku tarafından teslim olun diye emir verilmedi.” 

20 Eylül 1977’de Açe Üniversitesi’nin ilk kampüsü, Alua Puasa Kampı yakınlarındaki Alimon Dağı’nda kurulur. Evet, Açeli mücahit gerillalar dağlarda, ormanların içinde bir kampüs kurarlar ve okutulacak dersler beş başlıkta şöyle düzenlenir ve uygulanır:

“Uluslararası Hukuk, Siyaset Kuramı, Karşılaştırmalı Yönetim, Ekonomik Sistemler, Ulusal Kurtuluş Stratejisi.”

Uluslararası İlişkiler çalışmaları da dört bölüme ayrılır:

“Uluslararası Hukuk, Uluslararası Örgütler (Birleşmiş Milletler ve onun Uluslararası Adalet Mahkemesi, Sömürgeden Kurtarma Komisyonu ve dini örgütlenmeler), Diplomatik Tarih; Antlaşmalar, Protokoller, Toplantılar, Topluluk Kuralları.”[2]

Kamp şartlarından dolayı yoğunlaştırılan seminer çalışmaları üç haftada tamamlanıyor ve her bir grubun semineri bittiğinde Hasan Di Tiro, Açe Üniversitesi Alimon Dağı Kampüsü yazılı sertifikaların öğrencilere dağıtılmasının ardından şu cümleleri kurardı: 

“Bu sertifika benim Amerikan üniversitelerinden aldığım parşömen kâğıtlarının değerinden aşağı değildir.”[3]

Kurdukları kampları, birer mektep haline getiren bu yapılanma, aynı zamanda üzerlerinde oynanan küresel oyunların da farkındadır Açeliler, sahip oldukları büyük petrol ve doğalgaz rezervlerinin bilincindedir. Endonezya hükümeti, Mobil-Becthel şirketleri ile bu pastayı paylaşırken, Açe halkına hak ettikleri payı hiçbir zaman vermez. Bu nedenle UKC, -her ne kadar bu şirketleri kovacak güce erişemese de- 20 Ekim 1977’de Lhok Smawe ve Arun yakınlarındaki güç istasyonlarına, araçlara saldırır ve ertesi gün yayınladığı bir bildiriyi bölgenin her tarafına dağıtır. Bildiri şu cümlelerle sona ermekteydi:

“Mobil ve Becthel’e gelince, onlar bu ülkede ancak Açe ülkesini eşkıya gibi soymaktan, Javalı sömürgecilerin sadık hizmetçiliğini yapmaktan vazgeçmeleri ve varlıklarının Açe Sumatra hükümetine devredilmesi şartıyla kalabilirler.”

26 Ocak 1978’de Özgür Açe Sumatra’nın Sesi Radyosu, Alue Seuhot Kampı’nda yayınına başlar. Ara ara kesintilere uğramasına rağmen Açece, Malayca ve İngilizce yayın yapan bu radyo, “Orman Stüdyosu”nda hazırlanan programlarla halka umut veriyordu.

Hasan di Tiro, dağdayken, bayraklarını göndere ezan sesi eşliğinde çektikleri anma törenleri sistematik bir şekilde takvimlerinde yerini almıştı.

Tunku Hasan Di Tiro’nun 1976–1979 yılları gerillalar ile dağlarda ve yağmur ormanlarında verdiği mücadeleyi yazmış olduğu günlükler daha sonra kitap haline getirilerek “Özgürlüğün Bedeli” ve “Açe Tarihinin Dramı 1873-1978” isimli iki eserini yayımlatır.

Hasan Tunku Di Tiro, 1979'da ülkesinden ayrılıp İsveç’e gider. Di Tiro, otuz yıl boyunca İsveç’te Gam’ın lideri olarak yaşamını sürdürür ve çeşitli uluslararası siyasi kulislerde lobicilik faaliyetleriyle davası için çalışmasına devam eder. Çatışmaların devam ettiği yıllarda da Hasan di Tiro boş durmaz. ABD ve Avrupa nezdinde ülkesinin haklarını aramaya devam eder. Bu azimli çalışmaları, 1991’de Açe’nin BM İnsan Hakları Komisyonu’nda oturum hakkı elde etmesiyle meyvelerini verir. Hasan di Tiro, burada bir konuşma yapar. Devam eden süreç sonrasında 17 Ağustos 1993 yılında BM İnsan Hakları Komisyonu’nun Açe Sumatra’nın bağımsızlığıyla ilgili yapılan oylamasında 13 katılımcı üyenin 7’si destek verir.

Resmi tahminlere göre, GAM ile ordu arasında 1974’te başlayıp 2005’te biten çatışmalar sırasında 15.000 kişi ölür; bu rakamı 30.000'lere kadar ifade eden kaynaklar da vardır. Suharto'nun bir öğrenci hareketi ile devrilmesinin ardından kurulan yeni yönetim Açe sorununu çözmek için daha ılımlı bir politika izler. 2003 yılında Açe'ye otonom bölge statüsü verilir. Bu tarihten itibaren Tunku Hasan Di Tiro, Endonezya hükümetiyle barış görüşmeleri yürütür. Başarısız barış görüşmeleri ardından müzakereler 2004 yılının sonlarında tekrar başlar. Ardından Açe kıyılarını vuran deprem ve tsunami sebebiyle 170.000 kişi ölür. Yaşanan felaket sonrası Endonezya hükümeti ve GAM müzakere masasına tekrar döner. Başında Finlandiya eski devlet başkanı Marti Ahtisaari’nin bulunduğu “Crisis Management Initiative” adlı sivil toplum örgütü aracılığı ile 15 Ağustos 2005'de Di Tiro tarafından tam bağımsızlık yerine özerkliği kabul eden bir barış anlaşması imzalanır. Eski direnişçilerden de oluşan adaylarla parti kurulur ve ilk seçim yapılır. 2006 yılında yapılan seçimlerde Açe'nin başına Özgür Açe Hareketi üyelerinden Irwandi Yusuf geçer. Eski gerilla komutanı olan İrwandi Yusuf, Açe valisi olarak seçilir.

Hasan Tunku Di Tiro yıllar sonra Ekim 2008'de Açe'ye geri döner. On binlerce Açeli, büyük liderlerini, son Tunku'yu hasretle bağırlarına basarlar. Açelilerin efsane lideri Tunku, Hasan Di Tiro 3 Haziran 2010 tarihinde Banda Açe'deki Zeynel Abidin hastanesinde çoklu organ yetmezliği sebebiyle vefat eder. Ölmeden bir gün önce Endonezya hükümeti tarafından alınan vatandaşlığı geri verilir. Açe tarihinin şanlı lideri Tunku Hasan Di Tiro, şu son sözleriyle hayata gözlerini yumar:

"Özgürlüklerini korumak adına atalarım bir bir şehit oldular. Şimdi sıra bizde..." (devam edecek.)


[1] Bazı kaynaklar onun 4 Eylül 1930’da doğduğunu söylerler.

[2] Özgürlüğün Bedeli, s. 160.

[3] A.g.e., s. 161.

İbrahim Dağılma - inzar

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Haber detay

Reklam

Haber detay

Anket