İlâh Kelimesinin Tefsiri
Haber detay

"İlah" öncelikle şöyle açıklanabilir: Bir insan bir musibet ya da belaya uğramaktan korktuğu zaman; "eliherraculu" "kişi bir musibet veya beladan korktu ve başkaları onu himayesine aldı." Yani onu himaye etti, onun imdadına icabet etti, onu emniyete aldı de­mektir. Allah (c.c.):

"Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti) ve yönetimi kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat ken­disi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?" diye sor"  [373] buyuruyor.

Yardım isteyenin sığındığı kimse sadece Allah (c.c.)'dır. Bir başkası tarafından yaratılan bir kimse­nin başka bir yaratılanı himaye etmeye gücü yetmez. Buna ancak herşeyi yaratan Allah'ın gücü yeter.

İlâh kelimesi ikinci olarak şu şekilde açıklan­mıştır: "elihe" şaşırdı manasında "tehayyera" fiilinin müradifi olarak da kullanılmıştır. Bir kimse şaşırıp, afalladığı zaman "elihe-ye'lehu" fiilinde kullanılır, "ilahe" kelimesi bu fiilin ismi faili olup şaşıran (el-mütehayyirun) manasındadır. Mabutluk manasındaki "el haniyyetün", "fealaniyyetün" kalıbında "tehayye­ra" manası ela taşıyan "elihe"den gelmektedir.

Nitekim Vehb b. Verd:

Kul, Rabbının sıfatları, sıddıkların gözetip ko­ruması, iyilerin ona olan mükâfatı karşısında kalbi yumuşar Allah'tan başka kimseyi sevgili, görmez. Ya­ni kul Allah'ın azamet, celali ve diğer sıfatları karşı­sında himmetini ona yöneltir. Kalbi, Allah'tan başka meyledilen şeyleri çirkin görür. Bu da başlangıcı ve sonu olmayan zatının, görülmesi ve mahiyetinin bi­linmesi açısından gizli, varlığını ve birliğini belgele­yen bir çok delilin bulunması açısından aşikâr, akıl­ların azameti karşısında hayretlere düştüğü Allah'a yönelmekle mümkündür.

Fahrettin Razı:

Kul şöyle bir düşündüğü zaman hayretler içinde kalır. Çünkü Allah, insanın tahay­yül ve tasavvurunun dışındadır. Akıl onun kemal ve varlığını kavramaktan acizdir. O sonunda onu idrak etmekten aciz kaldığını itiraf etmek durumundadır. Buradan bir kimsenin bir şeyi anlamaktan aciz oldu­ğunu anlaması da idraktir. Bununla beraber bunun şaşkınlık meydana getireceği ve hayran bırakacağı da şüphesiz bir durumdur. Bu durumda da akıl elbette ki onun karşısında hayrete düşer, hayranlığını gizleyemez. Onun için;

"O'nun benzeri hiçbir şey yoktur." [374] der.

"Velahu" kelimesi "elihe" kelimesindeki hemze’nin vava çevrilmesi suretiyle oluşmuş olabilir. O za­man vavın hemzeye çevrilip, "velahu"daki "vav" elife çevrilip "ilahe" denilir. Mesela "eşahu" daki hemze va­va çevrilerek "veşahu" olmuştur. "İlah" kelimesi "velihe"den geldiği zaman "aşırı sevinç veya aşırı korku ve hüzün" manalarına da gelir. O zaman "velihe-yelehu” denilir. Annesine aşırı düşkün manasına da gelir. Mesela çocuk annesini kaybedip onu bulduğu zaman "velihe biümmühi" çocuk annesine sarmaş dolaş oldu" denir.

Onun için "elihe" veya "velahu"nun dördüncü açıklaması; mahlukât, ihtiyaçlarında Allah'a sığınır. Bela ve musibetlerde ona tazarruda bulunur, şeklin­dedir.

"De ki: Karanın ve denizin karanlıklardan (teh­likelerinden) sizi kim kurtarır ki? (O'na gizli gizli yalvararak) "Eğer bizi bundan kurtarırsan andolsun şükredenlerden olacağız" diye dua edersiniz. De ki: Ondan ve bütün sıkıntılardan sizi Allah kurtarır. Son­ra siz yine O'na ortak koşarsınız." [375]

Ragıb el-Isfahanî diyor ki;

"Mahlukatın hepsi de Allah'a sığınır. Bu ya hay­van ve cansız varlıklarda olduğu gibi gayri ihtiyari olur ya da inananlarda olduğu gibi irade ve ihtiya­rıyla olur. Bu yüzden bazı filozoflar:

"Allah bütün eş­yanın sevgilisidir" demişlerdir. Nitekim Yüce Allah şu ayet-i kerimede:

"O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yok­tur. Ne var ki sîz onların tesbihini anlayamazsı­nız. O, halimdir, bağışlayıcıdır."[376] buyurarak cemadatın dahi kendisini zikrettiğini bildirmektedir."

Nitekim "Mu'cemu elfazi'l-Kur’ani’l-Kerim"de "sebaha" kelimesinin altında "sebaha yesbihu sebhan sıbahatun" yani suda geçti yüzdü, cereyan etti, mana­ları yatmaktadır. Yine Yasin sûresinde:

"Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündü­zü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler."

"Güneşte kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, aziz ve alim olan Allah'ın takdiri­dir." [377]

Yine "haffe" kelimesi "saafe" manasında kullanılmştır. Cenab-ı Hak ayeti kerimede:

"Melekleri görürsün ki, Rablerini hamd ile tesbih ederek Arş'ın etrafını kuşatmışlardır. Artık aralarında adaletle hükmolunmuş ve "alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" denilmiştir." [378]

[373] Mü'minûn, 23/88

[374] Şûra: 42/11, Mefatihu'1-Gayb, 1, 85

[375] En’am: 6/63-64

[376] İsra: 17/44

[377] Yasin: 36/38

[378] Prof. İzzeddin Cemel, El-Esmaü’l-Hüsna, Ravza Yayınları: 66-70.

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Haber detay

Reklam

Haber detay

Anket