İLK UÇMA DENEMELERİNİ YAPAN İSLÂM ÂLİMLERİ KİMLERDİR?
Haber detay

Uçmak Uğruna Ölen İlk İlim Adamı: İsmail Cevheri
 

Uçmak, yüzyıllar boyunca insanların en büyük özlemi ol­muştur. Çevrelerinde kuşların ve kanatlı böceklerin uçuştukla­rını görmek, insanları her devirde, uçmak düşüncesiyle meşgul etmiş; zaman zaman bazı girişimlere itmiştir.

Tarihte, ilk uçma denemelerinin İslâm âleminde yapıldığını, bilhassa Türklerin bu konuya yakından ilgi duyduklarını görü­yoruz.

Uçma üzerine ciddi çalışmalar yapan ilk ilim adamı, İsmail Cevheri adlı bir Türk bilgindir. Horasan'ın Farab şehrinde, tah­minen 950 yıllarında doğmuştur. Çocuk yaşta iken babası ölün­ce, devrin ünlü bilginlerinden dayısı İbrahim Farabî tarafından büyütülmüş, yetiştirilmiştir. Daha sonra Bağdat'a giderek tahsi­line devam etmiştir. Arap gramerine çok meraklı olduğu için bu dilin çeşitli lehçelerini öğrenmek maksadıyla Suriye, Hicaz ve tüm Arap yarımadasını dolaşmıştır. Bu arada Sıhah-ı Cevheri adında meşhur Arapça Lügatini yazmaya başlamış en mûkemmel Arap dili lügatini ortaya koymuştur..

İsmail Cevheri'nin lügat çalışmaları yanısıra aklını taktığı bir mes'ele vardır: Uçmak... Kuşlar ve böcekler kanatlarını çır­parak uçtuklarına göre, insanların da aynı şekilde uçmalarına ne mani vardır?

Cevheri, merakını çeken, aklını meşgul eden bu uçuş konu­sunu derinlemesine tetkike başladı. Kuşları inceledi, büyüklük­lerine göre kanat genişliklerini tesbit etti.

Artık uçabileceğine iyice kanaat getirdikten sonra bir gün, iki büyük kapı kanadı ile evinin damına çıktı ve kapı kanatları­nı kollarına bağlattı.

Yapılan uçma denemesi şehirde duyulduğu için, evin etrafı­nı kalabalık bir halk kitlesi sarmıştı. Dostları ve akrabaları onu bu işten vazgeçirmek için çok uğraştılar. Fakat İsmail Cevheri kararını vermişti. Mutlaka bu uçma deneyimini yapacak, yüz­yıllardır insanlığın rüyasını gördüğü bu idealini gerçekleştirme­ye çalışacaktı.

İsmail Cevheri, dostlarının, öğrencilerinin ve halkın meraklı bakışları arasında, kollarına takılan kapı kanatlarını çırparak, kendini damdan boşluğa bıraktı. Ancak, hızla yere düşüp hare­ketsiz kaldı. Halk koşup başına geldiklerinde büyük Bilginin düşmenin etkisiyle hayata veda etmiş olduğunu gördüler. Tarih, 1010 yılı Ağustos ayının ilk günleriydi. İsmail Cevheri, böylece ilk uçma deneyini yapan ve bu uğurda hayatını veren kişi ola­rak tarihe geçti.

Ölümünden sonra, yazdığı lügat, Vankulu diye anılan Mehmed Kani Efendi tarafından Türkçeye çevrildi ve 1729 yılında 2 cilt olarak İbrahim Müteferrika'mn matbaasında basıldı...

 

İlk Paraşütçü
 

Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Süleyman Şah'ın oğlu Kılıç Arslan'ı Bizans İmparatoru Manuel Komnen İstanbul'a davet etmişti. İmparator, Kılıç Arslan şerefine hipodrom­da tantanalı şenlikler düzenlemişti. Bizanslılar bu meydanda bütün hünerlerini gösterirler. Bu esnada Kılıç Arslan'la beraber gelen bir Türk, At Meydanı'ndaki Dikilitaş üzerinden havaya uçacağını bildirdi. Bu adam, Dikilitaş üzerine çıktı. Sırtında ga­yet uzun ve geniş bir elbise vardı. Bu beyaz elbise, paraşüt gibi şişiyordu.

Gerçekten kısa bir süre havada kaldı, fakat sonra yere düşe­rek parçalandı. Tarih 1159'u gösteriyordu. Bizans tarihçileri onu Serakino, yani Şarklı diye kaydetmektedirler. Adı bilinme­yen bu Türk de, ilk paraşütçüdür.

 

Endülüslü İbn-i Fernas
 

Prof. Muhammed Hamidullah'ın ifadesine göre Endülüslü İbn-i Fernas da kanat takıp uçmaya teşebbüs eden ilklerdendir. Bir cihaz icad etmiş ve onunla belli bir mesafe uçmayı da ba­şarmıştır. Ne yazık ki bir kaza sırasında ölmüştür, (vefatı: Hicrî 388).

 

İlk Plânörcümüz: Hezarfen Ahmed Çelebi
 

17. yüzyılda yaşamış bir Türk bilgini olan Hezarfen Ahmed Çelebi, kanat takarak uçmayı başaran ilk insan sayılabilir. Ya­şadığı devirde kendisine "bin bir fen bilen" mânâsına gelen hezarfen denilmesi, bilgisinin genişliğini göstermeye kâfidir.

Ahmed Çelebi, kendisinden önce yaşamış büyük bilginlerin eserlerini okuyor, araştırmaları ile ilgileniyordu. Onun en çok alâkasını çeken konu, Beyrunî ve İbn-i Sina ile çağdaş olan (10. yüzyılda yaşamış bulunan) İsmail Cevheri'nin uçuş denemesi idi. Ahmed Çelebi önce, İsmail Cevheri'yi uçuş denemesinde başarısız kılan sebepleri araştırmakla işe koyuldu. Rüzgâr akımlarını, denge unsurlarını hesapladı. Uçmak için kendine kuşlardan kartalı örnek olarak seçti.

O devirde büyük bir spor alanı olan İstanbul'daki Okmeydanı'nda, önce 9 kadar deneme yaptı. Her denemede hatalarını dü­zelterek kendini uçuracak kanatlara son şekli verdi.

Nihayet bir gün Galata Kulesi'nden bu kanatlarla lodos rüzgârına karşı havalanıp Boğaz'ın mavi sularını aştı ve Üskü­dar'a bir kuş gibi süzülerek Doğancılar semtine indi.

Ahmed Çelebi böylece bir çeşit planör uçuşu yapmıştır. Bu­nun için kendisine ilk planörcümüz diyebiliriz.

Bu hâdisenin görgü tanıklarından biri, Evliya Çelebi'dir. Bu olayın IV. Murat zamanında gerçekleştiğini söylemektedir. IV. Murad 1623-1640 yılları arasında hükümdarlık yaptığına göre, bu başarılı uçuşun bu yıllar içinde cereyan ettiği kesindir.

Bu tarihçiler, uçuşun, IV. Murad'ın saltanatının ilk yıllarına rastladığını söylemektedirler.

Padişah, olayı Sarayburnu'ndaki Sinanpaşa köşkünden sey­retmiş, Hezarfen Ahmed Çelebi'yi sonradan bir kese altınla mükafatlandırmıştı. Ancak Ahmed Çelebi, bu mükâfattan gay­ri, Padişah'tan himaye görmedi. Zira, Çelebi'nin bilgi ve hüneri­ni çekemeyen bazıları, Padişah'ı evhamlandırıp onun Cezayir'e sürülmesine sebep oldular. Bir söylentiye göre de, Padişah, onun saraydaki nüfuzlu, fakat kıskanç adamlarının husumetini çekmeden ilmî araştırmalarını sürdürebilmesi için Cezayir'e göndermiştir.

Hezarfen Ahmed Çelebi, daha sonra Cezayir'de öldü.

 

İlk Füzeci: Lagari Hasan Çelebi
 

Yine IV. Murad'ın padişahlığı sırasında Lagari (Cılız) Ha­san adında bir Türk, değişik bir uçuş denemesinde bulunmuş­tur.

Hâdiseyi, Evliya Çelebi, ünlü Seyahatname'sinde şöyle an­latmaktadır:

"Lagari Hasan Çelebi, Murad Han'ın Kaya Sultan adındaki lekesiz bir yıldızı andıran kız evlâdı dünyaya geldiği gece, bu sevince kendisini kurban etmek istedi. Elli okka (65 kilo) barut macunundan yedi kollu bir fişek icat etti. Sarayburnu'ndaki Padişah'ın önünde fişeğe bindi. Çırakları fişekleri ateşlediler. La­gari: 'Padişahım, seni Allah'a ısmarladım. Ben İsa Peygam­berle konuşmaya gidiyorum' diyerek dua ve minnet duygula­rıyla göğün üstlerine yükseldi. Yanındaki fişekleri ateşleyip de­nizin üstünü kandil kandil aydınlattı. Göğün çatısında büyük fi­şeğinin barutu bitip de aşağı doğru düşerken ellerindeki kartal kanatlarını açıp Sinan Paşa Köşkü önünde de denize indi. Ora­dan yüzerek Padişah'ın önüne geldi. Yeri öptü: 'Padişahım, İsa Peygamber sana selâm söyledi' diye şakaya başladı. Kendisine bir kese akçe bağışlandı ve yetmiş akçeyle süvari yazıldı. Sonra Kırım'da Selâmet Giray Han'a gidip orada öldü. Rahmetli çok sevdiğimiz bir dostumuzdu. Allah rahmet eylesin..."

Lagari Hasan Çelebi'nin göğe yükselmek için kullandığı âlet, ilkel bir füze sayılabileceğine göre, ona da ilk füzecimiz demek yanlış olmaz herhalde.

Endülüslü Abbas bin Fernas, Farablı İsmail Cevheri, Hezar­fen Ahmed Çelebi ve Lagari Hasan Çelebilerin başlattıkları uçuş deneme ve çabaları daha sonra Avrupalılar tarafından de­vam ettirilmiştir. Nihayet 21 Kasım 1783'de Montgolfier kar­deşler, Paris yakınlarında yaptıkları balonla ilk havalanış dene­mesinde başarılı olmuşlar, insanoğlunun yüzyıllardır süren ha­yalini ve özlemini gerçekleştirmişleridir...

 

Kaynaklar
 

Evliya Çelebi, Seyahatname, c. 1, s. 670, 671, İst. 1314.

Sızıntı, sayı: 37, s. 23-24.

Yıllarboyu Tarih, Haziran 1984, s. 39.

Yıllarboyu Tarih, Kasım 1982, s. 26.

Tercüman Bilimler Ansiklopedisi, c. 1, s. 106-107

Mehmet DİKMEN

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Haber detay

Reklam

Haber detay

Anket