ŞEHİD CEVHER DUDAYEV (RA) KİMDİR? GENİŞ HAYATI
Haber detay

Hazreti Osman (r.a) zamanında İslam’la tanışan Kafkaslar Emeviler zamanında tümüyle İslam toprağı oldu. 1722 yılına gelindiğindeyse tarihler Rus Çarının Kafkasları işgaline tanıklık ediyordu. O gün bugündür Kafkaslardaki halklarla Ruslar arasında savaş süregelmektedir. Kafkas halkalarından, direnişi ve cihadıyla meşhur olansa İslam’ın kahraman evladı Çeçenlerdir. İşte, içinde bulunduğumuz, Efendimizin (s.a.v) doğumuyla şereflenen nisan ayında şehadet rütbesiyle rabbine giden Şehid Cevher Dudayev de bu kahraman halkın cihad önderlerindendir.

Şanlı Çeçen cihadının özgürlükle neticelenmesine tanıklık eden Cevher Dudayev 1944 yılının şubatında Çeçenistan’ın Yalho köyünde dünyaya gelir. Anne kucağında 15 günlük bebekken Sibirya’ya sürgün edilenler arasındadır. Böylece çocukluk günleri zor şartlarda Sibirya bozkırlarında geçer. 1962 yılında Tambov Askeri Pilot Yüksek Okulu’ndan, 1966 yılında da Uzak Mesafe Uçakları Pilot ve Mühendis Yetiştirme Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1974 yılında Gagarin Hava Harp Akademisi’ni de bitiren Dudayev, 1. Sınıf pilot ve mühendis ünvanını kazandı. S.S.C.B. hükümeti tarafından kendisine 12 madalya verildi. Tümgeneralliğe yükseldi. Sovyet tarihinde Stratejik Hava Kuvvetleri’nde Tümen Komutanı olmayı başaran ilk Müslüman oldu. “Yurdunun bağımsızlığı için mücadele eden bir halkın üstüne bomba atmam” diyerek Baltık ülkelerinde yaşanan bağımsızlık hareketlerini bastırmadığı için isyancı general olarak anılmaya başlanan Dudayev, birliğiyle beraber Grozni’ye sürgün edildi. 1990 yılında görevinden istifa etti. Aynı yıl toplanan Çeçen Halk Kurultayı’na davet edilir ve icra kurulu başkanlığına seçilir. Cevher Dudayev, daha sonra Moskova yanlısı geçici hükümeti devirmek için kampanya başlattı. 1991’de yapılan seçimlerde de % 85 oyla Çeçenistan Cumhurbaşkanı olarak halkını arkasına almış oldu. Rusya’nın 11 Aralık 1994 tarihinde Çeçenistan’a karşı başlattığı işgal ve soykırım hareketine karşı Dudayev, “Son Çeçen canını vermeden Ruslar ülkemize hakim olamaz” diyerek, halkına “Cihad” emrini verdi. Dudayev’in önderliğinde Çeçen mücahidler 2 yıla yakın cihadını sürdürdü. Şehid Dudayev’in Çeçenistan’ın bundan böyle bağımsız olduğunu ve şer’i hükümlerle yönetileceğini haykırmasıyla, Çeçenistan tarihinde altın bir sahife açıldı.

Bağımsızlık ilanının üzerinden üç yıl geçtikten sonra 11 aralık 1994’te bütün kuvvetleriyle Rusya Çeçenistan’ı işgal etti. Moskova Çeçenistan’a birkaç saat içinde geri dönebileceği hayaliyle saldırmıştı. Ancak hiç de bekledikleri gibi olmadı ve yüz yıllardır savaş meydanlarında destan yazmaya alışmış bu millet, onlara kolay yem olmayacağını bir kez daha gösterdi.

Sonuçta bu bir avuç insan Rusya’yı,dünyanın bu süper gücünü, tankları, topları, uçakları, füzeleri ve daha bir çok maddi güç göstergesi aletleriyle mağrur Rusya’yı dize getirmeyi başardılar.

Rusların saldırılarıyla Kafkasya Dağları bir mücahidi daha doğurmanın sancılarını çekmeye başladı. Artık sıcak ve bir o kadar da gerilimli günler yaşanmaya başladı. Şehid Dudayev “Hakiki imanı elde edenin kainata meydan okuyabileceğinin sembollerindendir. 20 Nisan 1996’da Clinton ve Yeltsin görüşmesinde Çeçenistan konuşuldu. Rus zalimlerinin kalleşçe saldırıları sonucu şehid edildiği güne kadar şehadet mücadelesi devam etti Dudayev’in. Nihayet 21 Nisan 1996 tarihinde bir istişare toplantısında olan kahraman mücahid, telefon üzerinden tesbiti sonucu yapılan bombalama ve güdümlü roket saldırısıyla şehid edildi. Son anlarını yaşarken yanındakilere “Davamızdan vazgeçmeyin, sonuna kadar götürün” diye vasiyette bulundu. Daha sonra kelime-i şehâdet getirdi ve son nefesini verdi. Şehadetinden sonra yükü omuzlayan Selimhan Yandarbiyev: “Uydu telefonun yerinin belirlenebilmesi için, Rusya’ya gerekli bilgileri ABD verdi” açıklamasını yaptı.

Şehâdetinden önce yaptığı son basın toplantısında bir Fransız gazetecinin, “Hayatınızda dinin yeri nedir?” sorusuna şu cevabı veriyordu:

“Din, bizim hayatımızın temelidir. Rusya gibi büyük, asker ve silah bakımından bizden bin kere güçlü bir devletin zulüm, işkence ve soykırımına karşı iki senedir inancımız ve Müslüman olmamız sebebiyle yüce Allah yardım ederek bizi koruduğu için direnebildik. Dinimiz, Rusya gibi bir dinsiz gücün bize karşı sürdürdüğü tarihin en kanlı ve şiddetli savaşını, adaletli ve kanunlara uyarak yapmamız için bize güç veriyor.”

Şehid Dudayev önderliğiyle de Müslümanlara güzel bir örneklik teşkil etmiştir. O, savaş yıllarında dahi çok sayıda Çeçen gencini değişik İslâm ülkelerine göndererek oralarda ilim tahsil etmelerini sağlamış ve onları savaş için çağırmamıştır. Savaş için çağırdığı bir tek genç vardı: O da Oğluydu... İsviçre’de tahsil yapan oğlunu çağırarak cepheye göndermiş, bu yiğit oğlu kendisinden kısa müddet önce cephede şehid düşmüştü.

Bir röportajda kendisine sorulan: “Sizin milletinizin cesurluğu, köleliği sevmeyişi dillere destan. Bu kabiliyet nerden geliyor?” sorusuna şu cevabı vermiştir: “İnsanın genetik fıtratı mücadelede kemale erer. Dünya tarihinde Kafkas−Rus savaşları kadar uzun süren başka savaş yok. Siz tarihimizi iyi biliyorsunuz. Biz bu tarihin çocuklarıyız. Cesurluk, kölelikten nefret, tarihimizin ve bize inanç veren İslam’ın fıtratında var.”( Allah şehadetini makbul, cihadını muzaffer kılsın. Amin.) Yazımızı bir hadis-i şerif mealiyle noktalamış olalım: “Kim Allah yolunda, i’lay-ı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacip olur.” (Tirmizi, Fedail-ül cihad 21, Ebu Davud, İbnu Mace, Nesai)

(Hüseyin YAZ)

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Haber detay

Reklam

Haber detay

Anket