Hikmet Kâseleri: Hesap Günü

Rakamlara, sayılan-somut şeylere dayanılarak yapılan işlemlere "hesap" denilir. Ahiretin bir ismi de hesap günüdür. Çünkü o gün herkes hesabının sonucunu görür. Ayrıca Din, deynden-borçtan gelir. İnsanın rabbine karşı borcunu nasıl ve ne zaman ödeyeceğini gösterir.

Hikmet Kâseleri: Hesap Günü

Peygamber (sav) “hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekin” buyurmuştur. Gaflet, vurdumduymazlık insan için büyük sorunlara yol açar. Fert, toplum, ülke gaflete düştüğü zaman açık tehditlere maruz kalır. Müsrif ve vurdumduymaz olduğunda da gelecekteki sorumluluklarını yerine getiremez. Sonuçta itibarını kaybeder.

HESABIN BİTTİĞİ YERDE İHTİSAP VARDIR

Rakamlara, sayılan-somut şeylere dayanılarak yapılan işlemlere "hesap" denilir. Buna mukabil sayılara ve somut şeylere dayanmayan fakat umuda ve inanca dayanan beklentilere "ihtisap" adı verilir. Somut olduğu, rakamlara dayalı olduğu için her hesabın bir muhasebesi vardır. Ayrıca iyi-kötü geçmişte vuku bulan her amelin, yapılan her işlemin muhasebesi mümkündür. Fakat ihtisap için bu, söz konusu olmaz. Çünkü ihtisap zaten vakıayla, şartlarla alakalı değildir.

Müslüman, sadece hesap ehli değildir. Hesabını yapar, kitabını bilir. Ama bununla beraber bir noktada hesabın bittiğini fark ederek ihtisaba sarılır. Ekonomik, askeri, siyasi güce dayanarak mutlak hesaplar yapmaz.

Hesap adalettir, ihtisap ise fazıl ve rahmet. Mümin, Hakkın Adaletinin yanında O’nun Rahmetine ve Fazlına kalmayı ihtisap eder. Kıyamet hesap günüdür ihtisap günü değil. Çünkü ihtisabın haddi-hesabı yoktur, hesap dâhilinde değildir.

Müslüman, ihtisap ehli olduğu için hesapların bittiği yerde hesabını bitirmez, umudunu ve inancını en üst seviyede tutmaya devam eder. Bilir ki sayısal hesapların hükmü yoktur. İktisatta sayısal puanla kâr etmeyi düşünenlerin sonunun iflas; sadece siyasi-askeri güce dayanarak üstün geleceğini hesap edenlerin sonunun hüsran olduğunu bilir.

 

ÖLÜMÜ TEMENNİ-ÖLÜME MİNNET

Allah (cc), de ki: «Ey Yahudiler! Eğer siz, Allah’ın özel dostları olduğunuzu iddia ediyor iseniz, şimdi ölümü temenni ediniz, eğer sadıklar iseniz» (Cuma:6). Buyurur. İnsan bir şeyden çekindiğinde onu temenni etmez. Eli rahatsa bir şeye minnet etmez. Bunun gibi kim ölüme hazırsa ölüme minnet etmez. Aksine bir kimse hazır değilse dünyaya çok bağlıysa ölümü temenni etmez. Bu durumda hep minnetle yaşar. Hayatta her şey ona minnet eder.

İnsan dünyaya karşı hür ölüme karşı hararetli olmalıdır. Çünkü ölüm ona nispetle dostuna kavuşmanın aracıdır.

GÖKDELENLERDE ÖLÜM

Allah(CC), “Yüksek burçlarda-gökdelenlerde olsanız da ölüm sizi yakalar”(Nisa:73) buyurur. Ayet, dünyadaki burçların insanda ölüme karşı bir gaflet ve pervasızlık oluşturduğunu açıkça beyan ediyor. Yoksa neden özellikle ölüm, burçlarda olan insana ulaşsın. Demek ki dünya burçlarının insanın üzerinde özellikle böyle bir etkisi vardır. 

 

HAZIR ÖLÜM ÖLÜME HAZIR

Ölüm insanın karşısına çıkar, ölüm kovalar(Cuma:8), ölüm hazır olur(Bakara: 180) Yani ölüm hep faildir, öznedir. İnsan ölüme karşı hep nesne mi olacak? Bu ona yakışır mı? Elbette yakışmaz. İşte bunun için insan ölümü içinde taşıyacak, onu dışında bilmeyecek. Bilecek ki ölüm kendi içindedir. Onun dışında değildir. Madem insan kendi içinde nefesiyle, uykusuyla, yaşanan ölümlerle hep ölümü yaşıyor. O halde firarın anlamı yoktur. Ölümden kaçmak onu tamamen dışarıda görmektir. İyisi mi ölüm hazır olacağına insan ölüme hazır olsun.

Birinize ölüm hazır olduğu vakit hayırlı bir vasiyet etsin(Bakara:180) Hazır, kaybın zıddıdır. İnsan ölümü kayıplarda görür. Bu nedenle ölüme gafil yakalanır. Oysa insan ölümü kayıplarda görmemeli, hazır olarak hazır görmelidir.

Hazar medeniyettir. Çölün zıddıdır. İnsan ölümün hazır olduğunu bildiğinde aslında medenileşir. Huzura ve sükûna erer.

 

 

ÖLÜMÜN TADI-ÖLÜMÜN ZEVKİ

"Her nefis ölümü tadacaktır" buyrulur. Ölümün tadı denince herkesin aklına olumsuz bir tat gelir. Oysa ölümün tadı herkesin damak zevkine göredir. Zira ayette geçen “zevk” hem tatmak hem de zevk almak manasındadır. Herkes kendi damak zevkine göre bunu alır.

 

ÖLÜMÜN YETİŞMESİ

“Yüksek burçlarda-gökdelenlerde olsanız da ölüm sizi yakalar”(Nisa:73). Demek ki ölüm insana yetişmez, bulunduğu yerde yetişir. Orada boy verir. Aslında ölüm sadece insana yetişmiyor insan kendi ölümünü yetiştiriyor. Madem öyle insan kendi eliyle yetiştirdiğiyle ünsiyet kursun. Bağ kursun o zaman korkusu ve tedirginliği ortadan kalkar.

ÖLÜM MUSİBETİ VE İSABETLİ ÖLÜM

“Ölüm musibeti size isabet ettiğinde…”(Maide: 102) insan ölümü musibet olarak görüyor. Ama musibet Allah’tan gelen isabetli şeydir. “İsabet ettin” denildiğinde doğru yaptın kastedilir. Bunun gibi insan ölümü isabetli görecek ki onun musibet yönü ve algısı dağılsın.

ÖLÜME SEVK Mİ ZEVK Mİ?

“Sanki ölüme sevk ediliyorlar…”(Enfal: 6) Sevkte bir tür zorlama ve itekleme vardır. Sevkte mutlaka arkada birileri bulunur. Sevkte mecburi bir itaat söz konusudur. Sevkte bir disiplin vardır. Sürüklenmek vardır. Sevk hastane, hapishane, askeriye gibi zor ve disiplinli hallerde olur. İnsan ölüme sevk edilmek istemiyorsa işin zevkini alacak.

"Her nefis ölümü tadacaktır" işte bu tatma pekala zevk de olabilir. O zaman sevk zevk olur. Vesselam…

Abdulhakim Sonkaya - İnzar