Hz. Ömer’in şehid edildi

Hz. Ömer’in şehadeti

Hz. Ömer’in şehid edildi

TARİHTE BUGÜN / 3 KASIM


644: Hz. Ömer’in şehadeti. Ömer bin el-Hattab, İslam Devleti'nin Hz. Ebu Bekir'den sonraki II. halifesidir. Büyük Sahabelerden olup Aşere-i Mübeşşeredendir. Hak ile batılın arasını ayıran kişi manasında "Ömer Faruk" olarak anılır. Hz. Ömer r.a. Mekke müşriklerince Hz.Muhammed'i (s.a.v.) öldürmek üzere görevlendirilmiş, yolda bu niyetini anlayan bir sahabe tarafından, hedef saptırmak amacıyla, gizli bir müslüman olan kız kardeşinin evine yönlendirilmiş, önce gidip onunla ilgilenmesi söylenmiştir.
Kız kardeşinin evine geldiğinde evden gelen Kur'an sesini işiten Hz. Ömer "Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih etmektedir..." diye başlayan Kur'an ayetlerinden çok etkilenerek Müslüman olmuştur. Onun İslam’ı kabullenişi Müslümanlar arasında bayrama dönüşürken müşrikleri mateme boğmuştur. Güçlü ve kararlı kişiliği ile İslam’a ve Müslümanlara daima pozitif enerji katmış ve dar günlerde bir sığınak görevini görmüştür. Halifeliği döneminde İslam Dini üç kıtaya yayılmış ve İslam Devleti toprakları alabildiğine genişlemiştir. Binlerce yıllık İmparatorlukları ortadan kaldırmış İran ve Bizans gibi zamanın iki süper gücüne boyun eğdirerek İslam’ın izzetini doruklara çıkarmıştır. Bu nedenle İslam düşmanları ona büyük bir kin ve öfke duymuşlardır. Nitekim mescitte namaz kıldırırken Ebu Lu’lu isimli mecusi bir köle tarafından hançerlenerek yaralanmış ve üç gün sonra da şehid olmuştur.
1914: Rusya, Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etti. Böylece I. Dünya savaşında Osmanlı’ya karşı bir cephe daha oluşmuş ve işgal hareketinin doğu kısmı Rusya tarafından yürütülmüştür.
1917: Filistin'de Yahudilere yurt verilmesini öngören Belfour Deklerasyonu, yayınlandı.  Balfour Deklerasyonu, Lloyd George'un başbakanlığındaki İngiliz savaş kabinesinde dışişleri bakanı olan Althur Balfour'un girişimiyle başlatılan ve sonuçta Filistin'de bir Yahudi devletinin -İsrail- kurulmasıyla sonuçlanan girişimdir. 1917 yılındaki bu deklerasyon, ilk Balfour Deklarasyonudur. Balfour girişimiyle 1926 yılında, İngiliz sömürgeleri konusunda ikinci bir Balfour Deklarasyonu yapılmıştır.Lord Arthur Balfour, 2 Kasım 1917 tarihinde uluslararası Siyonist hereketin elebaşlarından olan Rothschild'e bir mektup göndererek, Filistin topraklarında bir siyonist yahudi devleti kurulması konusunda İngiliz hükümetinin destek vereceğini bildirmiştir. İngilizlerin Araplara yatırım yaptığı bir dönem olduğu için, bildiride ‘ülkedeki öteki sakinlerin medeni ve dinsel haklarının ihlal edilmemesi’ şart koşulmuştur. Osmanlı Devleti'nin Orta Doğu topraklarının İngiltere ve Fransa arasında paylaşılması protokokü niteliğindenki Sykes-Picot Antlaşması ve Mekke Şerifi Hüseyin ile İngiltere'nin Mısır'daki Yüksek Komiseri McMahon arasında gizli olarak imzalanan McMahon Antlaşması ardından yapılan bu girişim, böyle bir maddeyi gerektirmiştir. Bu mektup ve bunun ardından gelişecek olan olaylar, dünya Siyonist kesimin desteğinin İtilaf Devletleri yönüne çekilmesinde önemli rol oynamıştır. Ayrıca ABD tarafından da desteklenmişir. Amerika, Orta Doğu'da bir Musevi devletinin bulunmasının, Orta Doğu politikaları için sağlam bir dayanak oluşturacağını kavramıştır. Balfour'un bu mektubu üzerine yürütülen girişimler, 1918 yılında Fransa'nın, hemen ardından da İtalya'nın desteğini sağlamıştır. ABD başkanı Thomas Woodrow Wilson, Ekim 1918 ayında deklerasyonu desteklediklerini açıklamıştır. Sözkonusu deklerasyon, Orta Doğu'da bir İsrail Devletinin kurulmasına giden sürecin önemli bir kilometre taşıdır. Dolayısıyla bütün Hıristiyan Batı’nın elbirliğiyle kurdurulan Siyonist terör devleti Batı’nın ve ABD’nin İslam Dünyası’na karşı saldırıların yönetildiği bir üss haline gelmiştir.
 1918: Osmanlı İmparatorluğu’nu darmadağın edip altın tepsi içinde Avrupa’ya hediye eden ve tüm bunları iktidar hırsı için yapan İttihat ve Terakki’nin üçlüsü  Enver, Talat ve Cemal paşalar, beraberindekilerle bir Alman gemisine binerek ülkeden kaçtılar.
1920: İlk radyo naklen yayını ABD’nin Pittsburg şehrinde gerçekleşti.
1925: Kastamonu Halkından bir kısım insan, Mustafa Kemal’in ömrü boyunca Cumhurbaşkanı kalması için TBMM’ye teklifte bulundular. Mustafa Kemal’in ömür boyu cumhurbaşkanlığı koltuğunda kalmasında bu teklifin rolünün ne olduğu bir yana, ama Cumhuriyet rejiminin tek adam sultasından kurtulmak için ilan edildiğini Kastamonu halkı da bilmekteydi.
1934: İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, radyo programlarından alaturka musikiyi kaldırdı. Bundan sonra halk Mustafa Kemal’in emrettiği gibi, müzik zevkini değiştirecek ve Batı’nın çağdaş(!) müziğininin ritimlerine ruhunu teslim eyleyecektir.
1936: İtalyan diktatör Benito Mussolini Roma-Berlin anlaşmasını ilan etti, böylelikle Mihver Devletleri bloğunun temelleri oluşturulmuş oluyordu. Mihver Devletleri II. Dünya Savaşı'nda Müttefik Devletler blokuna karşı temel olarak Almanya, İtalya ve Japonya'nın, bunun dışında Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Finlandiya, Bağımsız Hırvatistan Devleti, Vichy Fransası, Büyük Arnavutluk, Habeşistan, Mançukuo, Tayland, Burmanya, Hindistan, Filipinler ve Irak'ın oluşturduğu blok. Ayrıca İran Şahı Rıza Şah Pehlevi Almanya'dan yana tavır almış, İspanya ise yedek olarak kalmıştır.
Mihver sözcüğü "eksen" anlamına gelir. Eksen sözcüğü bu ittifakı tanımlamak için ilk kez faşist Macar lider Gyula Gömbös tarafından kullanıldı. 1936 ise Benito Mussolini tarafından ilk kez resmen kullanıldı.
1936: İngiltere'de BBC, düzenli TV yayınına başladı.
1944: II. Dünya savaşında konulan pasta imali yasağı ve hava saldırılarına karşı karartma tedbirleri kaldırıldı. 8 Kasım itibariyle ışıkların yakılabileceği ilan edildi.
1953: Pakistan Kurucu Meclisi aldığı bir kararla ülkenin adını Pakistan İslam Cumhuriyeti olarak değiştirdi. Halen İslam Cumhuriyeti statüsü devam eden Pakistan’da laikleştirme girişimleri, Batı’nın ve Amerika’nın da desteği ile büyük bir hızla sürdürülmektedir.
1982: 12 Eylül darbesi sonrası cunta yönetiminin Milli Eğitim Bakanlığı, yatılı öğrencilerin yemekten sonra, “ Allah’ımıza hamd olsun, milletimiz var olsun” yerine "Tanrımıza hamd olsun, milletimiz var olsun" demeleri kararını aldı. Kelimeler üzerinden bile İslam Düşmanlığı sürüdürülüyor ve dini duyarlılık yok edilmeye çalışılıyordu.
1988: Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde derse alınmayan tesettürlü kız öğrenciler ölüm orucuna başladı. Halkın örtüye desteği tamdı, ama halkın taleplerini dinleyen bir yönetim on yıllardır bu topraklarda görülmemişti.
1991: SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, Tunceli'de "Aranızda Kürtçe konuşmuşsunuz, anadilinizde şarkı dinlemişsiniz, bundan hiçbir şey çıkmaz ve buna kimse engel olamaz. Ama resmi diliniz de Türkçe'dir" dedi. Kürdlere ve Kürdçeye hakaret sayılan bu sözler yıllardan beridir asimilasyona ve inkar politikasına uğramış Kürdler’e o zamanlar sempatik gelmişti ama, hiç kimse Erdal İnönü’nün babası İsmet İnönü’nün Dersim(Tunceli) katliamındaki rolünü unutmamıştı.
2000: Karagümrük çetesi lideri Nuri Ergin ve adamları, Uşak E Tipi Cezaevi'nde olay çıkardı. Cezaevi müdürü ve bazı gardiyanların rehin alındığı olayda, 5 kişi öldü, 17 kişi yaralandı.
2000: Genelkurmay Başkanlığı, FP İstanbul Milletvekili Nazlı Ilıcak'ın açıkladığı ''Andıç'' belgesi konusunda açıklama yaptı. Genelkurmay, elde edilen analiz ve istihbarata dayalı olarak uygulamaya yönelik çeşitli karargah içi taslak çalışmalar yapıldığını, bu çalışmaların elde edilen istihbaratın kesin teyidine bağlı olarak uygulama planlarına dönüştürüldüğünü veya uygulamaya sokulmadığını belirterek, ''bir milletvekili tarafından illegal yollarla temin edilen ve basına dağıtılan belgenin de bu kapsamda bir belge olduğunu'' bildirdi.

2004: Müslümanlar aleyhindeki faaliyetleri ve kısa bir süre önce yaptığı İslam’a hakaret içeren filmle eleştiri oklarını üzerine çeken Hollandalı film yapımcısı ve program sunucusu Theo van Gogh (47) başkent Amsterdam'da uğradığı silahlı saldırıda öldü.