İmam Gazali'de şeytanın düşmanlığı

İmam Gazali'de şeytanın düşmanlığı

Her müminin, âlimleri ve salihieri sevmesi, onlar ile düşüp kalkmayı huy
edinmesi,gereken bilgileri onlara sorup edinmesi, nasihatlerini tut-ması, çirkin
davranışlardan kaçınması ve şeytanı düşman bilmesi gerekir.
Nitekim ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:

— Şeytan size düşmandır, siz de onu düşman tutun» (52).
Yani Allah'ın emrine uyarak şeytana karşı çıkın, yoksa Allah'ın emir-lerine karşı
gelerek ona uymayın. Bütün tutumlarınızda, davranışlarınız-da ve inançlarınızda
samimiyetle ondan sakının.
Yaptığınız her işte şuurlu olun. Çünkü onun içinize riya sokması çir-kin
davranışları gözünüzde süslemesi her zaman mümkündür. Ona karşı koyarken
Allah'dan yardım dileyin.
Abdullah îbni Mes'ud (R.A.) der ki. «bir gün Peygamber'imiz bize bir çizgi çizdi ve
«işte bu, Allah'ın yoludur» dedi. Sonra onun sağından ve solundan birkaç çizgi
daha çizdi ve şöyle dedi, «bunların her biri de birer yanyoldur, her birinin
üzerinde bu yan yollara sapmaya çağıran birer şey-tan vardır.» Arkasından bize
şu âyet-i kerimeyi okudu:

«Hiç şüphesiz, bu benim dosdoğru yolumdur, hep birlikte bunu takip ediniz. Yan
yollara sapmayınız ki, O'nun dosdoğru yolundan sizi ayır-masınlar. Allah bunları
size, kötülükten sakınasınız diye emretmekte-dir (53).
Âyeti okuduktan sonra, Peygamber'imiz (S.A.S.) bize şeytanın yolla-rının çokluğu
hakkında açıklama yaptı.
Peygamber'imizden naklen bildirildiğine göre şöyle buyurmuştur. Beni İsrail
zamanında bir rahip vardı şeytan bir genç kıza kasdederek onu bogor sonra da
ailesine kızlarını rahibin tedavi edebileceğine inan-dırır, ailesi de kızı rahibe
götürür.
Rahip önce kızı tedavi etmeye yanaşmaz, fakat ailesinin ısrarlarına
dayanamayarak kabul eder. Tedavi için kız rahibin yanında bulunduğu sırada
şeytan hemen rahibe koşar, onu kızın ırzına geçmeye teşvik eder» rahip bir
müddet direnirse de sonunda şeytana yenilir ve hastasının ır-zına geçer, genç kız
gebe kalır.
Bunun üzerine şeytan rahibe yeniden sokularak der ki, «kızın ailesi yakında gelir,
durumu öğrenirler ise rezil olursun. En iyisi onu öldür, aile-si sorarlarsa «kızınız
öldü» dersin. Rahip şeytanın teklifini kabul eder, genç kızı öldürerek gizlice
gömer.
Bu sırada şeytan yine boş durmaz. Hemen genç kızın ailesine koşar, «rahip
kızınızı önce gebe bıraktı, sonra da öldürüp gizlice gömdü» diye olup biteni anlatıp
kalplerine vesvese eder.
Bunun üzerine kızın yakınları rahibe koşarlar, «kız nerede» diye so-rarlar, rahip
şeytanın öğrettiği cevabı verir, «öldü» der. (Durumu gelme-den önce şeytandan
öğrenen kız yakınları) rahibi yakalayıp götürürler, kızlarına karşılık onu
öldürmeye karar verirler.
Bu sırada şeytan hemen rahibe koşar, «kızı boğulmasına ben sebep oldum, onu
sana getirmelerini tavsiye eden de benim. Şimdi de benim de-diklerimi yaparsan
seni onların ellerinden kurtarırım» der.
«Can korkusuna düşen rahip», «ne yapmamı istiyorsun» diye sorar. Şeytan,
«bana iki kere secde edeceksin» der Çaresiz rahip şeytanın teklifini kabul ederek
ona üstüste iki secde yapar, her şeyi istediği gibi sonuçlandıran şeytan ikinci
secdeden başını kaldıran rahibe son sözlerini söyler, «seninle artık hiç bir ilgim
yok» der ve kaybolur.
Ulu Allah (C.C.) bu hıssa hakkında şöyle buyuruyor:
— Yahudileri savaşa kışkırtan münafıkların sözleri, tıpkı şeytanın tu-tumu gibidir.
Hani şeytan insana önce «küfret» dermiş de insan küfre-dince ben senden
uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabb'inden korkarım» demişti.» (54).
Rivayete göre İblis bir gün İmam-ı Şâfi''ye (rehimehullahu) sorar, «ey İmam! Beni
dilediği gibi yaratan ve dilediği yolda kullanan sonra da diler-se cennete koyacak
ve dilerse cehenneme gönderecek olan Allah hak-kında ne düşünüyorsun,
tutumunda adil midir, yoksa zalim mi?»

Şafiî onun bu sözüne düşünür sonra şöyle cevap verir «behey herif! Eğer seni
senin arzuna uyarak yarattı ise sana zulmetmiştir, yok eğer kendi muradına
binaen seni varetti ise O, yaptığından mes'ul değildir.»
Şeytan aldığı cevabın karşısında öyle perişan oldu ki, nerede ise ye-rin dibine
geçeyazdı. Fakat çok geçmeden kendisini toparlayarak Şafiiye dedi ki, «ey İmam!
Ben bu soru ile yetmiş bin abidin zihnini bulandırarak onları kulluk divanından
çıkardım.»
Bilesin ki, kalb bir kale gibidir, şeytan da oraya girip onu ele geçir-mek, onu
fethetmek isteyen bir düşman. Kaleyi düşmana karşı savunmak için onun
kapılarından giriş yerlerinde ve gediklerinde nöbetçi bulundur-mak gerekir. Bu
nöbetçilik ve muhafızlık görevini kaleyi iyice tanımayan-lar başaramaz.
Kalbi şeytanın vesveselerine karşı korumak, gereklidir, bu görev, her mükellefin
omuzlarına yüklenmiş bir «farz-ı ayn»dir. Gerekli olan bir neticeye kendisi
olmaksızın ulaşılmayan vasıta da gereklidir.
Şeytanın sızma yollarını bilmeksizin kalbi ona karşı savunmakta ba-şarıya
ulaşılamaz. Demek ki, onun sızma yollarını bilmek farz oluyor Şey-tanın kaleye
benzettiğimiz kalbe girmek için kullanacağı yollar ve sızma yerleri kulun bir takım
sıfatlarıdır.

İmam Gazali/Kalplerin Keşfi