İngilizler Musul'u işgal etti

İngilizler Musul'u işgal etti

İngilizler Musul'u işgal etti

TARİHTE BUGÜN / 16 KASIM

1532  İspanyol sömürge komutanı Francisco Pizarro ve adamları İnka İmparatoru Atahualpa'yı esir aldılar. İnka İmparatorluğu, Kolomb öncesi Amerika'nın en büyük imparatorluğudur. İnka terimi, yarı efsanevi kurucu Manco Capac'tan 1532'de İspanyollar'a yenik düşmüş Atahualpa'ya dek toplam 13 imparatordan oluşan bir hanedanın hükmettiği Kolomb öncesi Güney Amerika halklarının tarihi ve uygarlığına ilişkin her türlü olayı kapsayan bir ifadedir.
Bu uygarlıkta başta bulunan ulu öndere « İnka'nın tek efendisi » anlamına gelen "Sapa İnka" ünvanı verilirdi. İnka İmparatorluğu Kolomb öncesi Amerika’nın üç büyük imparatorluğundan biridir. Bir yüzyıldan az bir zamanda kurulan İnka İmparatorluğu And Dağları boyunca geniş bir bölgeye yayıldı. En parlak döneminde bir yandan bugünkü Kolombiya’dan Arjantin ve Şili’ye, diğer yandan Ekvador, Peru ve Bolivya’ya uzanıyordu; yani And Dağları ve Büyük Okyanus kıyıları boyunca Güney Amerika’nın batı kısmında uzanıyordu. Bu yaklaşık 4000 km uzunluğunda ve 3 milyon km²'den fazla bir bölge demekti. Başkenti bugünkü Peru’nun Kusko kentiydi.
Bu imparatorluğun benzerine az rastlanır bir özelliği, özgün bir devletçi örgütlenmeyle, kendisini oluşturan halkların sosyokültürel çeşitliliğini tek bir çatı altında birleştirebilmiş olmasıydı. İnka İmparatorluğu böylece toprakları üzerinde sayıları 700’ü aşan farklı dillerde konuşan birçok farklı halkı ya da etnik topluluğu bir araya getirebilmişti. Bununla birlikte İnkalar resmî dil olarak Quechua dilini benimsetmişlerdi.
İmparatorluğun idari, siyasi ve askerî merkezi, yarı efsanevi bir kişilik olan Manco Capac liderliğinde kurdukları, günümüzde Peru'da bulunan Kusko  kentidir. İlk kez Peru'nun dağlık arazilerinde bir oymak olarak ortaya çıkan İnkalar zamanla önce krallık, daha sonra (14.-15. yüzyılda) imparatorluk haline geldiler. Politeizm, animizm ve şamanizmin bir karışımı olarak ifade edilebilecek İnka dininde İnka hanedanınca desteklenen ve ibadet edilen tanrı, İnti'dir (Güneş Tanrısı). İnkalar bu tanrının bedenlenmiş temsilcisi olarak gördükleri imparatorlarını "Güneşin Oğlu" diye tanımlardı.
 
 1869  Akdeniz'i Hint Okyanusu'na bağlayan Süveyş Kanalı açıldı. Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan yapay su yoludur. Temelleri Osmanlı İmparatorluğu tarafından atılmış, Baharat Yolu'nun canlandırılması sağlanmıştır. 163 kilometre uzunluğunda ve en dar yerinde 300 metre genişliğindedir. Kanal, Afrika çevresinde dolaşmaya gerek kalmadan Asya ile Avrupa arasında deniz taşımacılığı yapılmasını sağlar. Derinliği 11-12 m'dir. Su kesimi 10,36 m'den fazla olan gemiler kanaldan geçemez. 1951 yılında trafiği kolaylaştırmak amacıyla el-Kantara ile el-Firdan arasında 13,5 km lik bir yan geçit açılmıştır. Dünyada kapakları olmayan en uzun kanaldır. Diğer kanallarla karşılaştırıldığında kaza oranı hemen hemen sıfırdır. Gece ve gündüz geçiş yapılabilir.


1907  Kızılderili Toprakları ve Oklahoma Toprakları olarak anılan bölgeler birleştirilerek Oklahoma adı altında 46. cı eyalet olarak ABD'ye katıldı.

1918 - İngilizler Musul'u işgal etti. I. Dünya Savaşı'ndan önce Osmanlı hakimiyetindeki Musul ve çevresi petrol varlığı sebebiyle, İngiltere, Fransa, Almanya arasında rekabet konusu oldu. Bölge, 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması ile Fransa'ya bırakılmıştı. Nisan 1920 San Remo Konferansında Fransa, kendisini Orta Doğu'daki menfaatlerini desteklemesi sebebiyle, Musul bölgesini İngiltere'ye terketti. İngiltere bölgedeki Hristiyanların güvenliği, İngiliz savaş esirlerine kötü muamele edilmesi gibi sebepler ile Mondros Mütarekesinin 7. maddesine göre Musul'un kendilerine terk edilmesini istediler. Musul'da yerleşik Osmanlı 6. Ordusu Komutanı Ali İhsan Paşa şehri İngilizlere terk etmemek için istifa etti. Yerine Gelen Binbaşı Halit Akmansu İstanbul'dan aldığı emri yerine getirerek Musul'u boşalttı. 15 Kasım 1918 tarihinde İngiliz askerleri Musul'a asker çıkarıp işgal ettiler.

1918    Osmanlı ordusu I. Dünya Savaşı sonunda Mondros Mütarekesi gereği Bakü’den çekildi; bölge Rusya’nın kontrolüne girdi.

1918    Macaristan Halk Cumhuriyeti ilan edildi. Macaristan Cumhuriyeti, Orta Avrupa'da Karpatlarda kurulu olan ve denize kıyısı olmayan bir ülkedir. Komşuları batıda Avusturya ve Slovenya, kuzeyde Slovakya, doğuda Romanya ve Ukrayna, güneyde Sırbistan ve Hırvatistan'dır. Başkenti Budapeşte olan Macaristan, OECD, NATO, AB, Visegrád Grubu ve Schengen üyesidir. Ülkedeki resmî dil, Fin-Ugor dillerinden olan ve Avrupa Birliği'nin 23 resmî dilinden biri olan Macarcadır. Bu bağlamda Macarca, Avrupa Birliği'nde Fince, Estonca ve Maltaca ile beraber Hint-Avrupa dillerinden olmayan dört dilden biridir. Macaristan, I. Dünya Savaşı’na İttifak Devletleri safında girmiş ve alınan ağır mağlubiyet sonucu topraklarının büyük bir kısmını kaybetmişti.
 
 1926  Hintli şair Tagore İstanbul'a geldi. Tagore, "Yaptığınız inkılaplar yalnız Türkiye İçin değil, bütün Doğu için de parlak bir gelecek hazırlamaktadır" dedi. Oysa Hindistan bağımsızlık hareketi, halkın değerleri üzerine bina edilmiş ve batılılaşma reddedilerek dil, kültür ve gelenekler korunarak özellikle de inanç dinamikleri geliştirilip korunmuştu. Türkiye’de de bağımsızlık savaşı temel dini ve milli değerler sayesinde kazanılmış ama, Osmanlı’nın yıkılışı ile bu değerlerin tam tersi bir rejim zorla dayatılmıştı.
 
1933   ABD ve Sovyetler Birliği, diplomatik ilişkileri başlattı. Bu diplomatik ilişkiler II. Dünya Savaşı’nda bir ittifaka dönüşecek ve Nazi tehlikesine karşı kapitalist Batı ile komünist Rusya omuz omuza mücadele verecekti.

1945    Nazi sırlarını taşıyan 88 Alman bilim adamı ABD'ye kaçtı. Bilim adamlarının ABD’nin hizmetine sunduğu sırların başında nükleer teknoloji ve kitle imha silahları ile ilgili çalışmalar gelemektedir.

1948    Dünyanın çeşitli yerlerinden yüzbinlerce siyonist yahudinin Filistin topraklarına yerleştirilmesini sağlamak üzere ''Sihirli halı'' operasyonu başladı ve Yahudileri Filistin'e taşıyan ilk uçak, Yemen'e indi.

1949      İsmet İnönü ve Celâl Bayar'a suikast ihbarı yapıldığı ileri sürüldü. Osman Bölükbaşı ve Fuat Arna suikast düzenleyicisi olma iddiasıyla tutuklandılar. İddianın geçersizliği anlaşılınca her ikisi de  serbest bırakıldılar. Kimi uzmanlara göre popülariteleri gittikçe yok olan İsmet İnönü için yaklaşan seçimler de gözönünde bulundurularak bir cilalama operasyonu yapılmak istenmiş ve suikast senaryosu sahneye konmuştu.

1964 : Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay, bazı politikacıların konuşmaları üzerine parti liderlerine ikaz mektubu göndererek; memleketin iki hasım kampa itilmek istenildiğini, ordunun, halkın karşısında gibi gösterilmeye çalışıldığını,  komutan ve subayların bu durumdan hoşnutsuz bulunduklarını, belirterek, bunların kesin olarak önlenmesini istedi. Askeri müdahale etkisinin henüz bitmediği o dönemde bu mektup ve benzeri asker açıklamaları darbe kadar etkili olmakta ve bir muhtıra anlamını taşımaktaydı.

1967  Rumlar, Kıbrıs’ta işgal ettikleri Türk köylerini boşalttılar. TBMM konuyla ilgili gizli oturum yaptı.

1975    Eylül depreminde evsiz kalan Liceliler resmi daireleri işgal etti. 6 Eylül'de şiddetli bir deprem yaşayan Lice halkı, yapılan evler tamamlanmayınca, soğuktan ve yağmurdan korunmak için resmi daireleri işgal etti. Depremin üzerinden aylar geçmesine rağmen Lice halkının yaraları sarılmamış ve terkedilmişlerdi.

1976    Türkiye’de İki Filistinli gerilla; Muhammed Reşit ve Mehdi Muhammed, ömür boyu hapse mahkûm edildi. Reşit ve Muhammed 11 Ağustos 1976'da Yeşilköy havaalanında İsrail’lilere ateş açmıştı. Eylem sonrası yakalanan gerillalar, eylemi İsrail'in Uganda baskınının intikamı için yaptıklarını söylemişlerdi.

1979     Başbakan Süleyman Demirel, "Devraldığımız şey kuyruktur, yokluktur, kan denizidir." dedi. Demirel bu sözleriyle seçim meydanlarında, “herkese iş, aş ve refah” iktidara gelince de “enkaz devraldık” diyerek hiçbir şey yapmadan halkın sırtında yük olan tipik Türkiye siyasetçisi görüntüsü veriyordu.

1987    Türkiye'ye gelen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Sekreteri Nihat Sargın ile Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Nabi Yağcı (Haydar Kutlu) uçaktan iner inmez gözaltına alındılar. Sargın ve Kutlu Türkiye Birleşik Komünist Partisi'ni (TBKP) kurmak amacıyla Türkiye'ye gelmişlerdi.

1988   Yüksek öğrenim kurumlarında başörtüsünü serbest bırakan düzenleme Meclis'te yasalaştı. Bir cunta kuruluşu olan YÖK ve Anayasa Mahkemesi buna rağmen yasal olmayan yollar ve yorumlarla başörtü yasağının sürdürülmesini sağlayacaktı.

1989  Sosyal Demokrat Halkçı Parti(SHP), Paris'te yapılan Kürt Konferansı'na izinsiz olarak katılan 7 Milletvekilini Parti'den ihraç etti. CHP’nin devamı olan SHP’nin halkçılık anlayışı, bu kadarına izin vermeyecek kadar dardı.

1990     Ortadoğu Teknik Üniversitesi(ODTÜ)'nden bir grup öğretim üyesi, antilaik gelişmeleri protesto için Anıtkabir'e yürüdü. Türkiye’de Laikçiler, İslam ve Müslümanlar karşısında Atatürk’ü bir silah gibi kullanmaktaydılar.

2000 : Müzisyen Ahmet Kaya Paris'te geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Kaya, Paris'te Pere-lachaise mezarlığında defnedildi. Kürdçe bir klip yapacağını açıklaması üzerine ırkçı saldırılara maruz kalan Ahmet Kaya, en büyük tepkiyi de kolkola, sarmaş dolaş olduğu sanatçı kesimden almış ve Türkiye’yi terketmek zorunda kalmıştı.

2002     Kasım 2002 seçimlerini Ak Parti’nin açık ara kazanmasının ardından Cumhurbaşkanı Sezer, AK Parti Kayseri Milletvekili Abdullah Gül'ü, hükümeti kurmakla görevlendirdi. O sırada Recep Tayyip Erdoğan okuduğu bir şiir nedeniyle aldığı ceza üzerine siyasi yasaklı bulunmaktaydı.