İspanya, Meksika'nın bağımsızlığını tanıdı

İspanya, Meksika'nın bağımsızlığını tanıdı

TARİHTE BUGÜN / 28 ARALIK

1836-İspanya, Meksika'nın bağımsızlığını tanıdı. Meksika  veya resmî adıyla Birleşik Meksika Devletleri, yüzölçümü 2.000.000 km2'ye yakın olan bir Kuzey Amerika ülkesidir. Orta Meksikada, Olmekler ve daha sonra gelişen Aztekler, özellikle Yucatan Yarımadasında ise Mayalar, Meksikanın önemli ispanyol fethi öncesi uygarlıklarıdır. 1519 yılında, Meksika'nın yerli uygarlıkları İspanya tarafından işgal edildi. Yaygın kanının aksine, İspanya, Cortes'in 1521 yılında Tenochtitlan şehrini ele geçirmesiyle Meksika'yı fethetmiş olmadı.Tenochtitlan kuşatmasında sonra işgalin tamamlanması için diğer bir iki yüz senenin geçmesi gerekti. Bu süre zarfında yerli halk tarafından İspanya'ya karşı isyanlar, saldırılar ve savaşlar sürmeye devam etti.

1908-Sicilya Messina'da 7.5 büyüklüğünde  meydana gelen deprem, 70 bin kişinin ölümüne neden olurken kenti harabeye çevirdi.

1967-Kıbrıs Türk toplumu, adada ''Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi''ni kurdu. Bu durum, Rumlar ve Batılı Devletler’in büyük tepkisine neden olurken bundan sonraki yedi yıl zarfında iki toplum arasındaki çekişme had safhaya uluşacak ve Türkiye’nin askeri müdahalesi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulacaktı.

1981-ABD'li ilk tüp bebek Elizabeth Jordan Carr, Norfolk-Virjinya'da dünyaya geldi. Tüp bebek yöntemi bebeği olmayan yüzbinlerce kişiye umut oldu.


1989-Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) üniversitelerdeki başörtü yasağını kaldırdı. Cumhurbaşkanı Özal’ın da isteğiyle kalkan yasak Türkiye’de laikçi çevreleri daha da hırçınlaştırmış ve yapılan itirazlar sonucu Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya aykırı bir şekilde bu yasağın sürdürülmesi kararı vermişti. Yani Anayasa’yı korumakla görevli mahkeme, Anayasa’yı açık bir şekilde çiğnemiş ve bu sayede ilkel yasak günümüze kadar süregelmişti.

1990 : Milli Savunma Bakanlığı'ndan 'Çok Gizli' damgası taşıyan 70 adet belge çalındı. Belgeleri çaldığı iddia edilen Bakanlık görevlisi İrfan Kaya Ülgen tutuklandı. Bu belgelerin hangi amaçla çalındığı ve bu işin arkasında kimlerin olduğu ortaya çıkarılmazken olay, kısa sürede unutturuldu. Bu durum olayla ilgili şüpheleri artırdı.

1991-Türkiye'de ilk Kürtçe gazete Rojname yayımlandı. 22 Nisan 1898‘de Mısır’ın başkenti Kahire'de sürgünde yayımlanan “Kurdistan” araştırmacılar tarafından tarihteki ilk Kürtçe gazete olarak kabul edilir. Gazete, 1898-1902 yılları arasında Mikdad Midhat ve Abdurrahman Bedirhan kardeşler tarafından toplam 31 sayı olarak çıktı. Yayın 32 basım sonra1902'de son buldu. Kurdistan gazetesinin hala 10., 12. ve 19. sayıları bulunamamıştır. Bütün sayıların İstanbul'daki Osmanlı ve Yıldız Sarayı arşivinde bulunma ihtimalinden söz edilmektedir. Türkiye’de Kürd dili ve kültürü önündeki engelleri ve Kürdler’e uygulanan baskı ve zulümleri ortadan kaldırmanın ilk adımları Turgut Özal’ın girişimleriyle atılmışsa da hala Kürdler üzerindeki baskı ve zulümler devam etmekte Kürdler’in varlıklarını özgürce sürdürmeleri engellenmektedir.

1992- Renda Tosuner Bosna’da şehid oldu. Sırplar, Saraybosna’yı kuşatmışlar, şehre giriş çıkış yok. Şehirde her türlü yiyecek sıkıntısı ve susuzluk çekilmekte. Acil ihtiyaçlar, bir ucu Saraybosna’nın içinde, diğer ucu da Müslümanların hâkim olduğu bir bölgeye çıkan tünelden karşılanmaktaydı. Boşnaklar, Saraybosna Sırp kuşatmasını yarmak için, zaman zaman dışardan hücumlar düzenliyorlardı. Bunlardan birisi de 28 Aralık 1992 günü yapılmıştı. Bu saldırıda, Türkiye’den giden savaşçılardan 4 kişi şehid oluyordu. Ahmet Pınar – Ramazan Çelik – Renda Tosuner – Said Başer. 28 Aralık günü gerçekleştirilen operasyonda şehid düşen Müslümanlardan birisi de, Renda Tosuner idi. 33 Yaşındaki Renda’yı, Bosna’lı mücahidler Ümran ismiyle tanıyorlardı. Renda Tosuner, Türk asıllıydı ve Amerika’da mimar olarak çalışıyordu. Evli ve iki çocuk babasıydı. Renda’nın da şehadetiyle, Bosna’da şehid düşen Türkiyeli Müslümanların sayısı, 10’a yükselmişti.

1996-Hakkında 2 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan Aczmendi lideri Müslüm Gündüz, 28 Şubat darbesine malzeme yapılmak amacıyla  İstanbul'da yakalandı. Beraber yakalandığı ve nikahlandığı kadının istihbarat birimleri tarafından kullanılan bir ajan olduğu söylendi.

2004-İslam Konferansı Örgütü(İKÖ) Genel Sekreterliği'ne seçilen Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, görevi Abdülaziz Belkaziz'den teslim aldı. Ekmeleddin İhsanoğlu döneminde İKÖ, nisbeten daha faal duruma gelmişse de henüz İslam Ülkeleri ve Halkları’nın uluslararası sorunlarına müdahale edecek güce ve yapıya kavuşturulamamıştır.