KANLI EĞE

KANLI EĞE

O gün alış-verişi Âdem yapacaktı. Erkenden kalkıp çarşıya gitti. Aldığı herşeyi küçük pazar

çantasına doldurmaya başladı. Nalburdan satın aldığı eğenin ciğer paketini deleceği hiç aklına

gelmemişti.

 Eve gelince sivri uçlu eğeyi çantadan çıkardı. Üzerindeki kanları yıkamak için dış kapının önüne

bıraktı. Geri döndüğünde, ciğer kokusuna gelen bir kedinin eğeyi yalayıp durduğunu gördü.

  Eğeye bulaşan kan azalacağı yerde, işin garibi durmadan çoğalıyordu. Kedi de taze kanı artan

bir iştahla yalıyordu.

  Olanları çok sonra fark eden Âdem, zavallı kediye acıdı. Onu “pist!, pist!” diye kovaladı.

Kedi ise rızkına engel oldu diye Âdem’e kızgın kızgın bakıyordu. Kanlı eğenin dilini kestiğini, büyük bir iştahla yaladığı kanın, kendi kanı olduğunu zavallıcık bilmiyordu.

Âdem olup bitenleri babasına anlatınca babası güldü:

  - Bazı insanlar senin kedicik gibidir, oğlum. Yaptıkları kötülüğün, kendilerine zarar vereceğini

düşünemezler. Kötülüklerine engel olmaya çalışanlara da, tıpkı kedicik gibi, kızarlar, dedi.

Âdem:

     - Onların kötülüğüne engel olmamalı. Yaptıkları işin kötü olduğunu kendileri anlamalı, diye

söylenince babası:

   -  Onları  yaptıkları  kötülükle  baş  başa  bırakmak  bize  yakışmaz,  evlâdım.  Bizim  görevimiz  insanları kötülükten vazgeçirmeye çalışmaktır. Böylece hem onlara, hem de topluma iyilik etmiş  oluruz, dedi. Sonra da Peygamber Efendimizin şu hadisini okudu:

"Kötülük yapıldığını görün, ona eliyle engel olsun, Eliyle engel olamazsa, diliyle engel olsun. Bunu da yapamazsa, o kötülükten nefret etsin." (Müslim, İman, 49)

Kaynak: M.Yaşar Kandemir/Hikayelerle Çocuklara 40 Hadis