MEKKE-İ MÜKERREME

MEKKE-İ MÜKERREME

Mekke'nin tarihi
Arap Yarımadasının, Hicaz bölgesinin ve dünyanın en kutsal şehri olan
Mekke-i Mükerreme, bir zamanlar kuşların uçmadığı, kervanların (deve
konvoylarının) geçmediği ve ilkel aşiretlerin bile yaşamadığı ıssız ve susuz
bir çöl halinde idi.
Hz. İbrahim Urfa'dan hicret edip Filistin'e yerleşince, gurbet acısını
unutması için Allah (c.c.) ona çok sevimli bir evlât (İsmail'i) verdi. Ancak
en büyük belâlar (imtihanlar) peygamberlerin ortak kaderi olduğundan Hz.
İbrahim henüz yavrusunu kucağına alıp doyasıya sevmeden, onu annesi
ile birlikte ıssız bir yere (Kâbe'nin yakınına) götürüp bırakması emredildi.
Hz. İbrahim çok sevdiği yavrusu Hz. İsmail ile annesi Hz. Hacer'i devesine bindirip Kâbe'nin yanındaki (o zaman Kâbe yoktu) ıssız ve susuz bir
yere götürdü. Yanlarına bir kırba (kap) su ile bir kırba hurma bıraktı, Allah'a
emanet etti ve ardına bakmadan gözyaşları ile geri döndü.
Hz. Hacer acıkınca çabuk tükenmesin diye hurmaları yavaş yavaş çiğneyerek açlığını gidermeye ve susayınca, suyu yudum yudum içerek susuzluğunu gidermeye çalıştı ama zamanla hurma da suda tükendi ve Hz.
Hacer ıssız çöllerde yavrusu ile birlikte aç ve susuz kaldı.
Açlıktan yavrusu ağlıyor, Hz. Hacer çaresizlikten kıvranıyor ve göğsünden bir damlacık süt gelmiyordu. Bir ara ümidi tükenir gibi oldu ve “su, su”
diye Safâ ile Merve tepeleri arasında şaşkın şaşkın koşmaya başladı. İşte
o anda bir ses duydu ve koşup yavrusunun yanına gelince, yerden tertemiz
bir suyun kaynayıp çıktığını gördü.
Bu su dünyada eşi olmayan, açlığa, susuzluğa ve her derde şifa olan
Zemzem suyu idi. Dağılıp gitmemesi ve bir damlasının bile ziyan olmaması
için önce elleriyle bir kuyucuk açtı ve ardından yavrusuna bol bol su içirdi.
Sonra kendisi de kana kana içince hayata yeniden dönmüş gibi zinde oldu,
göğüsleri sütle doldu ve yavrusunu kucağına alıp doyasıya emzirdi.
Su sesine önce kuşlar geldi ve orada uçuşup Hz. Hacer ile iletişim
kurmaya başladı. Ardından kuyuları kuruduğu için sulak bir yer arayan Cürhüm Kabilesi de uçuşan kuşları görünce, Zemzem kuyusunun bulundu-
 
ğu yere geldiler ve Hz. Hacer ile anlaşıp oraya yerleşmeye karar verdiler.
Her yaşta kadın ve erkek develerinden inip geçici çadırlarını kurunca orası
şenlendi, sonra taş toplayıp kalıcı konutlar yapınca, ıssız çöl küçücük bir
kasabaya dönüştü.
Hz. Hacer artık mutluydu. Çünkü yavrusu çocuklarla oynarken, o da
kadınlarla sohbet ediyor ve deve yününden yavrusuna giysiler örüyordu.
Hz. İbrahim de Allah'ın izni ile Filistin'den yılda bir defa gelip onları ziyaret
ediyor ve devesinden inmeden geri dönüp gidiyordu.
Mekke'nin fazileti
Yüce Allah buyuruyor:
Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Burasını (Mekke'yi) emin belde
kıl, halkından Allah'a ve âhiret gününe îman edenleri de çeşitli meyvelerle rızıklandır”. (Allah) buyurdu ki: “İnkâr edeni de (dünyada) az bir
süre (nimetlerden) yararlandırır, sonra cehennem azabına iletirim. O
varacağı yer (cehennem) ne kötüdür!” (Bakara, 126)
Hz. İbrahim eşi ile çocuğunu Kâbe'nin yakınındaki (o zaman Kâbe
yoktu) ıssız ve susuz bir çölde yapayalnız bırakıp giderken gözyaşları ile,
“Rabbim! Burasını (Mekke'yi) emin (güvenli) belde kıl, halkından Allah'a ve
âhiret gününe îman edenleri de çeşitli meyvelerle (doğal ve bitkisel gıdalarla) rızıklandır” diye dua etti.
Peki Hz. İbrahim'in duası kabul oldu mu?
Yüce Allah buyuruyor:
İncire, zeytine, Sina Dağına ve şu emin beldeye (Mekke'ye) andolsun. (Tîn, 1-2-3)
Yüce Allah “Şu emin beldeye (Mekke'ye) andolsun” buyurduğuna göre Hz.
İbrahim'in duası kabul oldu ve Mekke-i Mükerreme emin (güvenli) belde oldu.
Yüce Allah buyuruyor:
Çevrelerindeki insanlar kapılıp kaçırılırken, bizim Harem'i (Mekke
ve çevresini) nasıl güvenli bir yer yaptığımızı görmüyorlar mı? (Ankebût, 67)
Köle tacirleri İslâm öncesi cahiliye döneminde Mekke ve Harem bölgesi dışındaki kabilelere sık sık baskınlar düzenleyip genç kadınları ve çocukları kaçırıyor ve köle pazarlarında satıyorlardı. Ancak Mekke ilâhî teminat
altında güvenli belde olduğundan, Mekke ve Harem bölgesi halkına bunlar
“Ehli Haremdir” diye dokunamıyorlardı.
Mekke ve Harem bölgesi insanlar açısından güvenli bir yer olduğu gibi
 
o bölgede yaşayan av hayvanları ve kendiliğinden yetişen her çeşit ağaç
ve bitki türleri için de güvenli bir yerdir. Çünkü Mekke'nin Harem bölgesinde
(çevresinde) kendiliğinden yetişen ağaçları kesmek, otları, dikenleri koparmak ve av hayvanlarını avlamak yasaktır.
Yüce Allah buyuruyor:
Biz onları (Mekke halkını) kendi katımızdan rızıklandırmak için her
çeşit meyvelerin (ve tarım ürünlerinin) toplanıp getirildiği güvenli bir
yere yerleştirmedik mi? (Kasas, 57)
Günümüzde de dünyanın her tarafından en güzel meyvelerin ve her
çeşit tarım ürünlerinin Mekke'ye ve Medine'ye bol bol getirildiğini görüyor
ve şükrediyoruz.
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Mekke ve Medine hariç, Deccal'ın ayak basmayacağı (rejiminin
girmeyeceği) bir yer yoktur. (Buhârî-Müslim)
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Mekke ve Medine dışında, Deccal'ın ayak basmadığı (girmediği)
bir yer kalmaz. Mekke ile Medine'nin bütün giriş yollarında saf tutmuş
melekler vardır, onlar bu iki şehri korur. (Buhârî-Müslim-İbni Mâce)