MESNEVİ'DEN SEÇME HİKAYELER: FİLİN ŞEKLİ

MESNEVİ'DEN SEÇME HİKAYELER: FİLİN ŞEKLİ

MESNEVİ'DEN SEÇME HİKAYELER: FİLİN ŞEKLİ

Bir Hintli, hayatlarında hiç fil görmemiş
insanların yaşadığı bir köye bir fil getirdi; fili
karanlık bir ahıra koydu. Ertesi gün, fili
köylülere gösterecekti. Ama meraklı birkaç kişi
hayvanı hemen görmek için o kapkaranlık ahıra
toplandı. Ancak ahır o kadar karanlıktı ki, fil
gözle görülemiyordu. Adamlardan hiçbiri de
yanlarında mum getirmeyi akıl edememişti. O
göz gözü görmeyecek kadar karanlık ahırda, file
ellerini sürerek onu tanımaya çalıştılar.
Birinin eline filin kulağı geldi; “Fil bir oluğa
benzer,” dedi.
Başka birinin eline ayağı geldi; “Fil bir direğe
benzer,” dedi.
Bir başkası da sırtını ellemişti; “Fil bir taht
gibidir,” dedi.
Herkes neresini elledi, nasıl sandıysa fili ona
göre anlatmaya başladı. Bundan dolayı fili
tarifleri de farklı farklıydı. Eğer herkesin elinde
bir mum olsaydı, fili tariflerinde bir farklılık
kalmazdı.
Duygu gözü, ancak avuca, köpüğe benzer;
avuç bütün fili birden elleyemez ki! Denizi
gören göz başka, köpüğü gören göz başkadır.
Köpüğü bırak da, denizi görmeye bak sen.
Köpükler, gece gündüz denizden meydana
gelir, onları deniz harekete getirir. Ama ne
şaşılacak şeydir ki, sen köpüğü görüyorsun da
denizi görmüyorsun.