Ölmeden Ölmek

Mücahid, İbn-u Ömer'den (radiyallahu anhum) şöyle dediğini rivayet etmiştir: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem vücudumun bir kısmını tutarak buyurdular ki: "Dünyada bir yabancı ya da bir yolcu gibi ol ve kendini kabir ehlinden say!" (Mücahid diyor) bunun üzerine İbn-u Ömer bana dedi ki: Sabahladığın zaman nefsine akşamdan söz etme. Akşama vardığında da nefsine sabahtan söz etme. Hastalanmadan evvel sıhhatinden, ölmeden evvel hayatından istifade et. Ey Allah'ın kulu sen bilmezsin yarın senin ismin ne olur. (Tirmizi)

Ölmeden Ölmek
Ölmeden Ölmek

İmam Nevevi der ki: "Hadisin manası: Dünyaya meyil etme! Onu vatan edinme! Kendi kendine onda kalacağını söyleme! Yabancının, vatanı olmayan bir yerde bağlanmadığı şeye sen de dünyada ona bağlanma." 
"Kendini kabir ehlinden say" yani ölmüşlerden biri olarak gör. Bu cümlede "Ölmeden önce ölünüz ve hesaba çekilmeden önce nefsinizi hesaba çekin" diye söylenen söze işaret vardır. 
İbn-u Ömer'in "Sabahladığın zaman nefsine akşamdan söz etme. Akşama vardığında da nefsine sabahtan söz etme." Sözü Buhari'de: "sabahladığın zaman akşamı bekleme! Akşama vardığın zaman da sabahı bekleme!" şeklindedir. Yani sabaha vardığın zaman akşama kadar sağ kalacağını, akşam olduğunda da sabaha kadar hayatta kalacağını ümid edip düşünme. Aksine her an ecelin gelebileceğini düşün, ölüme hazırlıklı ol ve ona göre amel et. 
"Sen bilmezsin yarın senin ismin ne olur." sözün manası: yani kıyamet günü sana "said" mi denecek "şaki" mi denecek; yani cennetlik ve mutlu mu olursun yoksa cehennemlik ve bedbaht mı olursun bilmezsin. Ya da manası: Yarın diri mi olursun ölü mü olursun bilmezsin. Şeklindedir. (bk Tuhfe-tul Ahvezi)
Rivayet edilir ki: Bir gün adamın biri Hz. Ebuzerr'in (radiyallahu anh) evine girmiş (evde ev eşyası görmeyince): Nerede evinin eşyası? Diye sorumuş. Hz. Ebu Zerr (radiyallahu anh): Benim başka bir evim var. Bir eşyam olduğu zaman oraya gönderiyorum. Diye cevap vermiş. Adam: Ama sen burada yaşıyorsun. Demiş. Hz. Ebuzerr (radiyallahu anh): Fakat ben kesin oraya gideceğime istekli ve kararlıyım. Demiştir. (Tarikat-ı Muhammediye şerhi Berika) 
Hz. Ebuzerr'in (radiyallahu anh) bu tavrı ve sözleri aslında ölmeden önce ölmeyi ve hadis-i şerifin ne demek istediğini ve nasıl hayata tatbik edileceğini güzelce açıklamaktadır. 
Cabir bin Abdillah'dan (radiyallahu anh) rivayet edilen şu hadis de yukarıda geçen hadisi açıklar mahiyettedir. Cabir dedi ki: "Resulullah sallallahu aleyhi vesellem bize hutbe vererek şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Ölmeden önce tövbe ediniz. Meşgul olmadan önce salih amel işlemek için acele edin. Rabbinizle aranızdakini; O’nu çok zikretmek ve gizli-açık çok sadaka vermekle sağlam tutun ki size rızık verilsin, size yardım edilsin ve eksiklikleriniz giderilsin…" (İbn-u Mace)
"Meşgul olmaktan" kasıt hastalık ve yaşlılık gibi salih amelin eksiksiz ve şartlarına uygun yapılmasına engel olan durumlardır. "Rabbinizle aranızdaki"nden kasıt Allah Teâlâ'nın kulları üzerindeki haklarıdır. Eksikliklerin giderilmesi(dünya ve ahirette) durumun düzeltilmesi ve işlerin yoluna koyulmasıdır.
Demek dünyada da huzurlu ve mutlu olmak, bereketli bir rızka nail olmak, Allah'ın yardımına mazhar olmak ve işlerin düzene girmesi dünyaya sarılmakla değil; aksine tövbe, salih amel ve Allah'ı zikirle yani her an ölüme hazır olmakla oluyor.
Bu hakikat sahabe-i kiramın hayatlarında ve sözlerinde de kendini göstermiştir:
Hz. Ömer bin el-Hattab'dan (radiyallahu anh) şöyle dediği rivayet edilir: "Siz hesaba çekilmeden nefislerinizi hesaba çekiniz. En büyük arz günü için süslenin. Kıyamet gününde hesap ancak dünyada nefsini hesaba çeken için hafif olur.
Meymun bin Mihran'ın da (radiyallahu anh) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ortağını; yiyeceği ve giyeceği nereden gelmiş diye hesaba çektiği gibi nefsini hesaba çekmeden kul takva sahibi olamaz. (bk. Tirmizi; Sünen)
Hazm Hasan'dan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Osman bin Affan radiyallahu anh insanlara hutbe verdi; Allah'a hamd ve senadan sonra şöyle dedi: Ey insanlar! Allah'tan korkun! Doğrusu Allah'ın takvası ganimettir, servettir. Ve insanların en akıllısı nefsini hesaba çekip ölümden sonrası için amel eden ve kabrin karanlığı için Allah'ın nurundan bir nur elde edendir. Kişi, dünyada görür olduğu halde Allah'ın onu kör olarak haşretmesinden korksun. Hikmet sahibi olana mana yüklü kelam yeterli olur. Sağır kişi ise uzak yerden bağırıp çağırır. Biliniz ki Allah Azze ve Celle'nin beraber olduğu kişi hiçbir şeyden korkmaz. Allah'ın aleyhinde olduğu kişi artık kimden medet umar? (el-Mucalese ve cevahir-ül ilim)  
Hz. Ali'nin (radiyallahu anh) hikmetli sözlerindendir: Dünya ancak geçiş yurdudur. Ahiret ise kalma ve karar yurdudur. Geçtiğiniz yerden kalacağınız yer için (azık toplayıp) alın. Sırlarınızı bilenin nezdinde örtülerinizi yırtmayın. Bedenleriniz çıkmadan evvel dünyadan kalplerinizi çıkarın. Onda sınandınız ve onun dışında başka bir şey için yaratıldınız. (Tarikat-ı Muhammediye şerhi Berika) 
İbn-u Abbas'tan (radiyallahu anhuma) rivayet edilmiştir: Dedi ki Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) sözünden başka hiç kimsenin sözünden istifade etmedim ancak Ali bin ebi Talib'in (radiyallahu anh) bana gönderdiği bir mektub hariç. Mektupta şöyle yazmıştı: "Kişi hiç ulaşamayacağı şeyi kaçırınca üzülüyor. Kesin ulaşacağı şeyi elde edince de seviniyor. Fakat sen ahiretinle ilgili kazandığın şey ile sevin, ahiretinle ilgili kaçırdığın şeyden dolayı üzül. Dünyan ile ilgili kazancınla fazla sevinme, onunla ilgili kaçırdığın şeyden dolayı da fazla üzülme. Kaygın ölümden sonraki meseleler olsun. (Tarikat-ı Muhammediye şerhi Berika) 
Yine İbn-u Abbas'tan (radiyallahu anhuma) rivayet edilmiştir ki: Allah Teâlâ'nın bir meleği vardır. Her gün şöyle nida eder: "Ölüm için doğun! Yıkılması için (binalar) inşa edin ve (dağılıp) yok olması için (mal) toplayın!"
Yani isteseniz de istemeseniz de akıbet ve netice budur. Buna hazırlıklı olun ve ona göre hareket edin. Her doğan kişi; efendi-köle, küçük-büyük, zengin-fakir, herkes mutlaka ölecek; her inşa edilen ev, saray, villa, kale, gökdelen yıkılacak; her biriktirilen mal, servet, altın, gümüş, arazi, ülke, araba, mağaza, dükkân, iş merkezi yok olup dağılacak. Hal böyle olunca ayrılmamak üzere bunlara bağlanmak ve sarılmak beyhudedir, akıl karı değildir, ileriyi görememek ve basiretsizliktir.
Son model ve lüks bir uçakla veya Üstad Bediüzzaman hazretlerinin (rahmetullahi aleyh) dediği gibi altın ve mücevheratla süslenmiş bir vagonla idama götürülen bir insanın mutlu olması mümkün değildir. Aksine yol boyunca endişeli ve bedbaht olur. Ama zindanda olup akıbetinin sevdiklerine kavuşacağını, hür, sayısız nimetlerle dolu ve saygın bir hayat süreceğini bilen kişi ise o zindan hayatı esnasında bile mutludur, huzurludur ve bahtiyardır. 
Şeddad bin Evs'ten rivayet edilmiştir ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Akıllı olan nefsini zelil kılıp hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz olan ise nefsini heva ve isteklerine tabi kılıp sonra da Allah Teâlâ üzerinde temennide bulunandır." (İbn-u Mace) 
Ölmeden önce ölüme hazırlıklı olabilmek için yine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in talimatına uymak gerekir.
Ebu Hureyre'den (radiyallahu anh) rivayet edilmiştir. Dedi ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bütün lezzetleri, tatları kesip atan, yıkıp yok eden (ölümü) çokça hatırlayın!" (Nesai)
Bazı ilim ehli zatlar demişler ki: Ölümü çokça anıp hatırlayan kişiye üç şey ikram edilir; acil tövbe, kalbin kanaati ve ibadette canlılık. Ölümü unutan ise üç şey ile cezalandırılır; tövbeyi geciktirmek, yeten rızkına razı olmamak ve ibadette gevşeklik.  
İbn-u Mesud'dan (radiyallahu anh) rivayet edilmiştir ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizi kabirleri ziyaret etmekten nehy etmiştim. Ancak onları artık ziyaret edin. Zira onlar dünyadan el-etek çektiriyorlar ve ahireti hatırlatıyorlar." (Bn-u Mace) 
Evet, hakikat budur. Dünya hiç kimsenin ebedi mülkü değildir. Ölüm bir hakikattir değiştirilemez. Ecel mutlaka gelecek ama ne zaman gelir kimse bilemez. Dünya ile ilgili hesaplar bir gün mutlaka yarıda kalır. Bütün bunlar bilinen şeylerdir. Ancak insanı harekete geçiren imandır. Kışın geleceğine kesin iman eden insanoğlu kış gelmeden yakacak ve kışlıklarını hazırlar. Sınavı olduğuna iman eden öğrenci sınavdan önce derslerine çalışır. Aynen öyle de ahiretin varlığına iman eden Mü'min ölmeden önce ölüm sonrası için çalışır. İmanının kuvvetine nisbeten hazırlık yapar. Öyle ki imanın zirvesine çıkan kişi ölmeden önce ölmüş olur. Yukarıda örneği geçen Hz. Ebuzerr radiyallahu anh gibi.
Allah bizi ölümü hiç hatırından çıkarmayan ve her zaman ölümden sonrası için çalışanlardan eylesin! Âmîn!..

Abdulkuddüs - Ylçın - İnzar