Osmanlı bilgini Katip Çelebi öldü

Tarihte bugün, 5 ekim, Osmanlı bilgini Katip Çelebi öldü

Osmanlı bilgini Katip Çelebi öldü

TARİHTE BUGÜN / 5 EKİM

1657 - Osmanlı bilgini Katip Çelebi öldü. Katip Çelebi yıllar süren devlet memurluğunun yanısıra araştırmacı kimliği ile de ön plana çıkmış ve tarih, bibliyografya, coğrafya ve kısmen de tıp alanında çalışmalarda bulunmuş bilgin ve aydın bir kişidir.

1864 - Hindistan'daki Kalküta şehrinde meydan gelen siklon(büyük hortum)’da 60,000 kişi öldü. Siklon; atmosferde bir alçak basınç alanı çevresinde hızla dönen rüzgârların oluşturduğu şiddetli fırtınadır.

1892—Çizgi kovboy filmi Red Kit’de maceraları dramatize edilen Dalton Kardeşler öldürüldü. Bu kardeşlerin gerçek hayatları ile ilgili bilinenler, söylentilerden ibarettir.

1896 - Avusturya gazetesi Wiener Presse, Alman fizikçi Wilhelm Roentgen'in yeni bir radyasyon çeşidi (bugünkü bilinen adıyla x ray) bulduğunu açıkladı. Wilhelm Röntgen 1865 yılında girdiği Zürih Politeknik'te üniversite eğitimi gördü ve 1868 yılında makine mühendisi olarak mezun oldu. 1869 yılında Zürih Üniversitesi'nden doktorasını aldı. Mezuniyetinin ardından 1876'da Strazburg'da, 1879'da Giessen ve 1888'de Würzburg Julius-Maximilians-Üniversitesi'nde fizik profesörü olarak öğretim görevi yaptı. 1900'de Münih Üniversitesi Fizik kürsüsüne ve yeni Fizik Enstitüsünün yöneticiliğine getirildi.
1885 yılında kutuplanmış bir geçirgen hareketinin, bir akımla aynı manyetik etkileri gösterdiğini açıkladı. 1890'lı yılların ortalarında çoğu araştırmacı gibi o da katot ışın tüplerinde oluşan lüminesans olayını incelemekteydi. "Crookes tüpü" adı verilen içi boş bir cam tüpün içine yerleştirilen iki elektrotdan (anot ve katot) oluşan bir deney düzeneği ile çalışıyordu. Katottan kopan elektronlar anoda ulaşamadan cama çarparak, floresan adı verilen ışık parlamaları meydana getirmekteydi. 8 Kasım 1895 günü deneyi biraz değiştirip tüpü siyah bir karton ile kapladı ve ışık geçirgenliğini anlayabilmek için odayı karartıp deneyi tekrarladı. Deney tüpünden 2 metre uzaklıkta baryum platinocyanite sarılı olan kâğıtta bir parlama farketti. Deneyi tekrarladı ve her defasında aynı olayı gözlemledi. Bunu mat yüzeyden geçebilen yeni bir ışın olarak tanımladı ve cebirde bilinmeyeni simgeleyen X harfini kullanarak "X ışını" ismini verdi. Daha sonraları bu ışınlar, "Röntgen ışınları" olarak anılmaya başlanmıştır.
Bu buluşundan sonra Röntgen farklı kalınlıktaki malzemelerin ışını farklı şiddette geçirdiğini gözlemledi. Bunu anlamak için fotoğrafsal bir malzeme kullanıyordu. Tarihteki ilk tıbbi X ışını radyografisini de (Röntgen filmi) yine bu deneyleri sırasında gerçekleştirdi ve 28 Aralık 1895 yılında bu önemli keşfini resmi olarak duyurdu.


1939 Ankara Radyosu Fransızca yayın yapmaya başladı. Daha önce Yunanca, Farsça, Arapça, Bulgarca yayınları yapılıyordu..

1908 - Bulgaristan, Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlığını ilan etti. Rusya’nın saldırıları ve kışkırtmaları sonucu hakimiyetini kaybeden Osmanlı karşısında Balkan halkları birer ikişer bağımsızlıklarını ilan ediyorlardı.

1908 - Avusturya imparatorunun ilhak notasını imzalamasıyla Bosna-Hersek, Osmanlı toprağı olmaktan çıktı. Bosna-Hersek  Balkanlar'da 51.197 km2'lik yüzölçümü ve yaklaşık 4.500.000 kişilik nüfusu olan bir ülkedir.
Ülke bir bütünü oluşturan üç etnik gruba ev sahipliği yapmaktadır: Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar. İngilizce'de ve daha birçok dilde etnik kimlik göz önünde tutulmadan tüm Bosna-Hersek halkına Bosnalı denir. Ancak Türkçe'de tarihten gelen yakınlıktan dolayı Bosnalı denildiği anda Boşnaklar yani Bosnalı Müslümanlar terimi kastedilir. Ayrıca ülkede Bosnalı veya Hersekli olmak da ayrı etnik kimliği vurgulamak için kullanılır.
Ülke yönetim açısından iki entiteye yani devletçiğe bölünmüş durumdadır. Bunlar, Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti'dir.
 
1953 - Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'ne 40 oyla üye seçildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Birleşmiş Milletler'in, üye ülkeler arasında güvenlik ve barışı korumakla yükümlü, en güçlü organı. Birleşmiş Milletler'in diğer organları sadece tavsiye kararı alabilirken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararları, tüm üye ülkeler açısından bağlayıcılık taşımaktadır. Bu bağlayıcılık, üye ülkelerin tamamına yakını tarafından imzalanmış olan Birleşmiş Milletler Tüzüğü'nde açık bir şekilde belirtilmiştir. Daimi üyelerin veto hakları, BM'nin bu kurumunu tam anlamıyla demokratik bir kurum olmaktan çıkarmakta ve onu da genel kurul gibi işlevsiz göstermelik bir yapıya sokmaktadır. Birleşmiş Milletlerin aslında beş daimi üye olan ve tüm kararları veto etme hakları bulunan ABD, İngiltere, Rusya, Çin ve Fransa’nın dünya halklarına hakimiyet sağlamak için kurulmuş bir kulüp olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir.
    
1970 - Enver Sedat, Mısır devlet başkanı oldu. Tamamen batı yanlısı bir tutumla Mısır’da diktatörlük kurmaya çalışan Enver Sedat özellikle İhvan-ı Müslimin hareketine karşı giriştiği imha politikası tüm dünya müslümanlarının ve özellikle Mısır Halkı’nın nefretini çekmiş ve nihayet orduda subay olan Halid İslambuli ve arkadaşları tarafından bir resmi geçit töreni sırasında öldürülmüştür. Enver Sedat’ı öldüren Halid İslambuli ‘firavunu öldürdüm’ diyerek onun Mısır Halkı’na yaptığı zulümlerin boyutunu gözler önüne seriyordu.

1979- Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat, Ankara'ya geldi; FKÖ temsilciliği açıldı. Türkiye'de açılan, elçilik statüsündeki temsilciliğe Filistin Bayrağı çekildi.

1995 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Alparslan Türkeş Kürt sorununun çözümü için IRA (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) ve BASK modellerinden ders alınmasını söyleyen iş adamı Sakıp Sabancı'ya "Çizmeden yukarı çıkıyorsun" dedi.

2000 - Belgrad'da kitlesel gösteriler sonucu Slobodan Milošević Sırbistan başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı.

2003: Siyonist İsrail, 1974'ten beri ilk kez Suriye topraklarına saldırdı. Saldırı, Hayfa'da 4 Ekim'de düzenlenen ve 22 kişinin öldüğü şehadet operasyonunun sorumluluğunu üstlenen İslami Cihad'a ait olduğu iddia edilen bir üsse düzenlendi.

2004: İstanbul Barosu, “El-Kaide Davası”nda bazı sanıkların avukatlığını üstlenen ve duruşmalardaki tavırlarıyla dikkati çeken avukat Abdurrahman Sarıoğlu'nun “tedbiren meslekten uzaklaştırılmasına” karar verdi. Türkiye’de avukatlar savunma yapıyor diye meslekten uzaklaştırılabilmekte ve hala İnsan Hakları masalından bahsedilmekteydi. Savunma avukatına bunların yapıldığı bir ülkede henüz suçluluğu ispat edilmemiş müvekkil sanıkları acaba neler reva görülüyordu?